Ocak 7, 2014

Slide1_1 Slide1_2


Dijital Ekonomi Özel Sayısı çıktı: İktisat ve Toplum Sayı 71, Eylül 2016

Eylül 22, 2016

İktisat ve Toplum dergisinin Dijital Ekonomi özel sayısı (S.71, 2016) yayınlandı. cs8-rrwwyae3f2z

Yazılar:

  • Mutlu Binark “Dijital Ekonomi veya Endüstri 4.0 mı? Tüketicinin Üretici olarak Emek Gücüne Dönüşmesi Olgusu
  • Ergin Bulut “Beğeniyorum Öyleyse Varım: Sosyal Medyada İçerik Üretimi, Yabancılaşma ve Sömürü
  • Seçil Toros “Reklam İletişiminde Dönüşümler: Çevrimiçi Reklam ve Tüketiciler
  • Recep Ünal “Haber Merkezlerinin Yeni Medya İle Dönüşümüne ‘Emek’ Verenler”

 


I.Ulusal Açık Veri Konferansı 25 Eylül 2016/Antalya

Eylül 21, 2016

Açık Veri ve Veri Okuryazarlığı Eğitim projesi (Training Open Data and Data Literacy) kapsamında Açık Veri ve Veri Gazeteciliği Derneği (AVVGD) tarafından düzenlenen Veri kampı 2016 yarın Antalya’da başlıyor.

Katılımcılara veriyle daha etkin çalışma becerisi kazandıracak olan kamp üç gün sürecek. 10 Temmuz -10 Eylül tarihleri arasında  400 kişinin yararlandığı e-eğitimler sonunda “İsteğe Bağlı Veri Güdümlü Final Projesi” üreten 17 kamp katılımcısı ile birlikte, 5 proje ekibi, 3 eğitmen olacak.

Veri Kampı Yarın Başlıyor

Kampta, kod yazımı, veri bulma, veri kazıma, veri filtreleme, veri analizi, veri görselleştirme, açık kaynak araçların etkin kullanımı alanlarında geniş uygulamalı çalışmaları kapsıyor.  Ayrıca katılımcıların projelerini geliştirmeleri için destek verilecek.

Katılımcılar veri kazıma işleminden görselleştirmeye kadar Tabula, Open Refine, Infogr.am, Silk, Tableau gibi araçların kullanılacağı eğitimde, ayrıca atom.io, github gibi kod yazımında ve eğitiminde kullanılan araçlar tanıtılacak.

veri-kampi-ve-ac%cc%a7ik-veri-konf

3 gün sürecek kampa Açık Veri ve Veri Okuryazarlığı Eğitim projesinin çevrim iç bölümünde proje üreten 17 kişi katılıyor. 17 katılımcının eğitmenler ve proje ekibi eşliğinde canlı, interaktif bir eğitim alacağı kamp sonunda seçilen bazı veri güdümlü projeler 25 Eylül’de Türkiye’de ilk defa düzenlenen 1. Ulusal Açık Veri Konferansı‘nda sunulacak.

2016-09-21_02-15-19.png

Kamp ve konferansa dair güncellemeler şu etiketler üzerinden paylaşılacaktır: #vgkampTürkiye  #vg  #ddjcampTurkey  #verinikullan #useyourdata  #ddj #opendata Daha detaylı bilgi almak için derneğin Facebook ve Twitter hesabını takip edebilir, İnternet sitesini ziyaret edebilirsiniz: http://avvg.org.tr/


AKILLI TELEFONLARLA BAĞLANTILI OLMA HÂLİ VE YENİ KÜLTÜR/LENME VE DENEY/İM/LERİMİZ…

Eylül 5, 2016

MUTLU BİNARK

Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi RTS Bölümü-Enformasyon ve Bilişim Teknolojileri Anabilim Dalı

 

Dünyanın dönüşü korkular, kötülükler getirir

Yaptıkları, dedikleri etkiler durur insanları

Ama o kürelerdeki salınımdır,

Çok çok büyük olsa da yoktur bir zararı.

(John Donne, Bir Veda Konuşması’ndan aktaran Huxley 2016: 45)

 

Yeni iletişim teknolojilerinin bireylerin benlik temsillerine, kimliklenme süreçlerine, gündelik yaşamlarına ve toplumsal örüntülere, ekonomik ve siyasal alanlara etkileri sosyoloji, siyaset bilimi, psikoloji disiplinlerinde 1920’lerden bu yana tartışılagelmiştir. İletişim bilimleri disiplininde ise, gerek anaakım iletişim paradigması içinde gerekse eleştirel paradigmadan beslenen birçok araştırma yeni iletişim teknolojilerinin etkisini farklı bakış açıları ve vurgu noktaları ile ele almıştır.

“Yeni” iletişim aracının ne olduğunun kendisi de bu tartışmalarda sorunsallaştırılmıştır. Bilindiği üzere Toronto Okulu’ndan, Marshall McLuhan özellikle, her yeni iletişim teknolojisinin bedenin bir uzantısı olduğunu ve bir duyu organının yerine geçtiğini iddia etmektedir. Örneğin, tekerlek, ayağın; yazılı eserler, gözün; giysiler, derinin; elektrik devreleri merkezî sinir sisteminin uzantısıdır (McLuhan ve Fiore, 2012). Herhangi bir duyu organının uzantısı olan araçlar insanın duygulanma ve düşünme kalıplarını doğrudan etkilemektedir. McLuhan’a göre, iletişim aracının taşıdığı içerikten çok aracının doğası önemlidir. Hatta “medya mesajdır” şeklinde mottolaşan tartışmasında da, McLuhan, her iletişim aracının kipliğinden dolayı kişilerarası iletişim ve dolayısıyla toplumsal örgütlenmenin değiştiğini iddia etmektedir. McLuhan’a göre, basım teknolojisi kamusal alanın gelişmesine katkıda bulunmuşken, elektrik teknolojisi kitlenin ve kitlesel tüketimin gelişmesini katkıda bulunmuştur. McLuhan’ın deyişiyle elektronik medya, içeriklerin ayrıntılı ve kapsamlı bir değerlendirmesine olanak tanımaz. Tam tersine sürekli bir akış içinde, bir çok uyaranın varlığı bireylerin algıda seçiciliğini arttırırken, örüntü sınıflandırma becerilerini geliştirmiştir (McLuhan ve Powers, 2011). McLuhan özellikle, iletişim teknolojilerinin insanların duyu organları üzerinde etkisini tartışır ve çevreyi algı kapasitesindeki değişimin insanların kendisinde de bizatihi değişim yarattığını öne sürer. Bu “yeni” medya ortamında, zihnin soyutlama becerisi artarken, beden fiziken durağanlaşır ve McLuhan’a göre bireylerde narsistik eğilimler artar (McLuhan ve Powers, 2011).

McLuhan gibi Toronto Okulu’nun bir temsilcisi Harold Innis’tir. Innis de iletişim araçlarının özellikle yönetimlerin örgütlenme ve iktidarın merkezîliği veyahut dağınıklığı üzerine etkilerini örneklerle ele almıştır. Innis’e göre, iletişim araçlarının zamanı ve uzamı yönetmesi, iktidarın güçlenişi ve bürokratik yapıların ortaya çıkışı arasında doğrudan bir ilişki vardır (2006). Anaakım iletişim kuramcılarından Everet M. Rogers da iletişim teknolojileri ile toplumda yeniliklerin yayılması arasında olumsallık ilişkisi kurar (1961, 1971, 1983). Ona göre, kitle iletişim araçları bir toplumda yeniliklerin tanıtılmasında ve benimsetilmesinde özellikler “erken davrananları” etkilemektedir.

Eleştirel iletişim paradigması da iletişim teknolojilerin toplumsal, siyasal ve kültürel yaşam üzerine etkilerini çeşitli kavramlarla tartışmıştır. Bu noktada Frankfurt Okulu’nun “kültür endüstrisi” kavramsallaştırmasını belirtmeden geçmek olmaz (Adorno, 2007). Özellikle, radyonun ve sinemanın kitle iletişim araçları olarak 40’lı yıllarda “kitle toplumunun” bir üyesi olan bireyler üzerinde etkileri, örneğin yabancılaşma, emek gücünün boş zaman etkinliklerinde dahi sürekli olarak işe hazırlanması, meta fetişizmi gibi olgularla birlikte Frankfurt Okulu düşünürlerince derinlikli bir biçimde tartışılmıştır.

Günümüzde ise yeni iletişim teknolojilerinin toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel ve psikolojik etkileri çoğunlukla “yeni medya” genel terimi altında toplanan, internet, sosyal medya ortam ve uygulamaları ile dijital oyunlar üzerinden tartışılmaktadır. Ancak, görüldüğü üzere, “yeni medya” adlandırmasının kendisi “yeni” değildir (Binark, 2014:16). İletişim tarihine, özellikle kitle iletişim araçlarının toplumsal yayılmasına bakıldığında her aracın, bir önceki araçtan yeniliğinin, aşkınlığının ve getirdiği değişimlerin vurgulandığını görülecektir. Her yeni iletişim teknolojisi bir önceki teknolojinin içine gömüldüğü zeminden ve kültürel pratiklerden-alışkanlıklardan yararlanırken, yeni bir takım üretim, tüketim ve kullanım pratiklerini de beslemektedir. Lisa Gitelman’ın Always Already New: Media, History, and the Data of Culture adlı zihin açıcı çalışmasında belirttiği üzere, “her medyum/araç özgül ve karmaşık bir tarihsel özneliğe sahiptir ve aracın tarihselliği, sadece bir teknolojinin bir diğerini nasıl izlediğinin veyahut onun yerini aldığının ya da mucitlerin yarattığı birtakım teknolojilerin dünya üzerindeki sihirli etkisinin öykülerinden oluşmaz, tam tersine, toplumsallığından ve kültürelliğinden kaynaklanır” (2006: 7). Tam da bu tarihselliğindeki özgüllükten dolayı, her “yeni medya”, özgül toplumsal, kültürel ve ekonomik öznelerdir. Bu durumda “yeni medya” dediğimiz iletişim teknolojilerinin ve ortamlarının, yeniliğinin aracın kendisinden değil ama “ne”liğinden kaynaklandığının altını bir kere daha çizmeliyiz. Günümüzde internetin, sosyal medya ortamlarının, akıllı telefonların ve çeşitli uygulamaların (app’ların), dijital oyunların yaşamı deneyimleme ve dünyayı anlamlandırma biçimlerimize, toplumsal ilişkilerimize ve benlik temsillerimize olası etkilerini kavramak istiyorsak, bu kitlevi-öz iletişim araçlarının geleneksel medya olarak konumlandırdığımız gazete, radyo, sinema ve televizyondan farklı olarak ne’liklerini anlamak anlamlı olacaktır (Binark, 2007). Bu ne’liklerden ötürü, yeni metin deneyimleri ortaya çıkabilmekte, düzçizgisel olmayan okuma pratiği gelişmekte, hipermetinseklik diğer bir deyişle metinlerden metinlere sıçrama okuma alışkanlığımızı etkilemekte, yazmanın ve sayfa çevirmenin yerini dokunma ve dalma edimleri almakta, birey kendini ve dünyayı temsil etmenin yeni yollarını bulabilmekte, öznelerle medya teknolojileri arasında yeni ilişkilenme biçimleri ortaya çıkabilmekte, biyolojik beden gitgide dijitalleşirken bio-iktidar güçlenmekte, veri ikizleri ve asamblaj olguları normalleşmekte ve sıradanlaşmaktadır. Emek gücünün üretim sürecindeki yeri ve örgütlenme pratikleri de yeni medya ortamlarının ne’liklerinden ötürü giderek esnekleşme, vasıfsızlaşma, 7/24 çalışma hatta gayri maddi çalışma şeklinde etkilenmektedir. Jonathan Crary’e göre, akıllı cihazlar insanın 7/24 rutinlerini kapitalizmle bütünleştirmekte (2015: 86), tüketimden bigâne kalan uykuya ayrılan zamanı azaltarak, bu artı zamanı, yeni medya ortamları kullanıma olsun, tüketim kültürünün deneyimlenmesi olsun kapitalizminin birikim rejimine tahsis etmektedir.

IMG_5720

Yeni medya ortamları dolayımlı iletişim sürecini yeni bir eko-sistem olarak değerlendirmek de mümkündür: “Geleneksel ve yeni medya ortamlarının içiçe geçtiği gündelik yaşamımızın içine gömülü olduğu yeni bir toplumsal eko-sistemde yaşamaktayız. Türkiye’de de yeni medya ortamları gündelik yaşamımıza daha derinden nüfuz etmekte, çevrimiçi-çevrimdışı ayrımı ortadan kalkmakta, genç kuşaklar sosyal medya uygulamalarını, cep telefonlarını, dijital oyunları gündelik yaşam rutinlerinin doğal bir parçası olarak kullanmaktadır. Yeni medya ortamları sadece genç kuşakların eko-sisteminin bir parçası değildir, yetişkinlerin ve yaşlı kuşakların da iletişim pratiklerinde, enformasyona ulaşma isteklerinde ve çeşitli işleri görmelerinde bu araçlar ve ortamlar zaruri hâle gelmişlerdir” (Binark, 2015:10). Bu yeni eko-sisteme ilişkin Türkiye’de kapsamlı ve boylamsal araştırmaların varlığından çok söz edilemese de, Batı literatüründe özellikle danah boyd’un It’s Complicated: The social lives of networked teens (2014) ve Mizuko Ito ve arkadaşlarının Hanging Out, Messing Around, and Geeking Out: Kids Living and Learning with New Media (2010) çalışmaları, Amerika Birleşik Devletleri’nde çocukların, ergenlerin ve gençlerin bu yeni eko-sistemi nasıl deneyimlediklerini etnografik saha çalışması ile tartışmaya açmaktadır. Ito ve arkadaşları ergenlerin yeni medya dolayımlı katılım biçimlerini arkadaşlık veya ilgi yönelimli olarak ikiye ayırmakta (16), her iki katılım biçiminde de ergenlerin etkin bir şekilde içerik ürettiklerini belirtmektedir. Kullanıcı türevli içerik üretimlerine machinima, mashuplar, remixler, videbloglar, fansublar, meme’ler örnek verilebilir (26). ABD’nde her çocuğun evinde bilgisayar veya internet erişimi olmayabilir. Ancak, akıllı telefon sahipliği giderek yaygınlaşmaktadır[1]. Çocuklar ve ergenler yeni medya dolayımlı eko-sistemle arkadaş çevrelerinde ve okullarda karşılaşmaktadır. Yeni iletişim teknolojileri ile ergenler ve gençler özellikle birbirleriyle “takılmakta”, yanyana otursalar dahi whatsapp üzerinden mesajlaşmakta, yaygın deyişle “geyik” yapmakta, gündelik rutinleri içinde popular kültür metinleri paylaşmakta, popular kültür metinlerine yorumlar yazmakta, profillerini, durumlarını güncellemektedir. Bir yandan da bu araçları keyif ve yeni deney/ler/imler için kullanmaktadır. boyd’un deyişiyle yeni medya ortamları tarafından oluşturulan “ağlaşmış kamu” (networked public) içinde gençler gündelik yaşam pratiklerini deneyimlemektedir, akıllı telefonlar ve sosyal medya uygulamaları rutinlerinin bir parçasıdır (2014:8-9). boyd da çalışmasında, gençlerin telefonlarını çok fazla konuşma için kullanmadığını gözlemler; telefonlar daha çok fotoğraf çekmek, mesajlaşma, bir şeyler okumak ve yorum yazmak için “kamera”, “yazma ve okuma ekranı” olarak kullanılmaktadır (3). Akıllı telefonların kameraları, gençlerin sosyal ağlarını oluşturan izleyiciler için kullanılmakta, ekranlardan izler-kitle için bir paylaşım yapılmakta, ekranda bir benlik temsili performe edilmekte, gençlerin kendileri de başkalarının rutinlerini takipte kalarak izlemekte, teşhir ve dikizleme edimleri ekran ve uygulamalar dolayımıyla içiçe geçmektedir. Böylece performe eden ile izler-kitle sürekli kesişmekte, sürekli birbirinin yerine geçmektedir. Akıllı telefon çeşitli uygulamaları bireyleri cemaatlerini pekiştirmeye ve yahut kurmaya da teşvik etmektedir. Her hangi bir içerik üretiminin, bu bir yorum, bir fotoğraf ya da bir oyundaki sonuç olabilir, sosyal ağın içinde yayılması, yaygınlaştırılması önerilmektedir: postala, yeniden postala, paylaş… Gençler çevrimdışında herhangi bir şekilde zarar gördüklerinde bunu çevrimiçinde de paylaşmaktadır (24). boyd’un araştırmasının en önemli saptaması, gençlerin sosyal medyayı sanal bir uzam olarak görmemesidir (46). Gençlerin sosyal medya dünyaları, dijital kültür/lenmeleri onlar için tıpkı sokakta, parkta zaman geçirmek anlamına gelmektedir. Arayüzeyin ve yahut akılı telefonların ekranları artık günümüz gençleri için “dijital sokaklar”dır (127).

Sam Hinton ve Larissa Hjorth’e göre, yeni medya ortamlarının gündelik yaşam akışımızın ve pratiklerimizin “dahil” bileşenleri olduğunu sürekli bağlantıda olma gereksinimimizden, hareket hâlindeyken ağla bağlantılı/ilişkili olma arzumuzdan da anlayabiliriz (2013). Akıllı telefonlar ile gündelik yaşantımızı nasıl algıladığımız, deneyimlediğimiz ve dünyayı nasıl adlandırdığımız üzerine düşünmek ve farklı yaş grupları, sınıflar ve cinsiyetler temelli etnografik saha çalışmaları yapmak bu nedenle önemlidir. Türkiye’de cep telefonları üzerine, Eskişehir’de yoksulların yaşadığı bir mahallede yapılan etnografik çalışma (Ergül vd., 2012), Kürt kökenli Türkiyeli yurttaşların cep telefonu kullanım pratiklerini irdeleyen çalışma (Çelik, 2013) ile TÜBİTAK SOBAG destekli 110k032 no’lu Telefon ve Türkiye Modernleşmesi: Bir İletişim Teknolojisinin Osmanlı’dan Günümüze Toplumsal Tarihi (1881-2010) başlıklı telefon kullanım pratiklerini modernleşme söylemi içinde tartışan İstanbul, Kayseri, Diyarbakır, Ankara kentlerinde gerçekleştirilen sözlü tarih araştırması (Çelik vd. 2013) sayıca az etnografik çalışmalar arasında önemli bir yere sahiptir. Çelik ve arkadaşlarına göre, telefon modernleşme söyleminin toplumun farklı kesimleri tarafından içselleştirilmesinde, yerelleştirilmesinde başvurulan ve toplumsal-siyasal mücadeleye dahil edilen bir iletişim teknolojisidir (2013:215). “Ev içlerinin, mahallelerin ve paylaşılan iş mekânlarının teknolojisi olan telefondan, bugün kişiselleşmiş, mobilleşmiş ve bedenin bir parçası gibi algılanan cep telefonlarına, akıllı telefonlarına uzanan bu zaman çizgisinde süreklilik gösteren aks, teknolojilerin toplumsal ve bireysel mücadelelere içkin oluşudur” (Çelik vd., 2013:220). Araştırmacılar, araştırmanın sonucunda her “yeni” iletişim teknolojisinin, “Türkiye toplumsal hayatında, deneyimin, ritüelin, gündelik hayat pratiklerinin ve hayallerinin alanında bireysel ve kolektif mücadeleye eklemlenebildiği ölçüde teknolojik karakterini kazanacak, moderne içkin gerilimlerle kullanıcılarının yaşam deneyimlerini ve hayallerini dönüştürebilecektir” iddiasında bulunurlar (Çelik, vd. 2013:220).

Sabit telefonlardan, cep telefonlarına ve akıllı telefonlara uzanan bir izlekte, sürekli iletişim akışı içinde olma hâlini deneyimlemekteyiz. Özellikle akıllı telefonların sosyal medya ortamlarındaki hesaplarımıza ve profillerimize entegre olabilmeleri kullanıcıların sürekli ağın içinde olma arzusunu gidermekte, mağazadan indirilmesine olanak sağlayan çeşitli uygulamalar ise kullanıcıları sürekli kendi içeriklerini üretmeye davet etmektedir. Bu içerik üretimleri, Foursquare’de bir yer hakkında yorumdan, Snapchat’te günlük öykümüzü yazmaktan, Wattpad’de bir öykü oluşturmaya veya bir başkasının öyküsünü yorumlamaya, Instagram’a fotoğraf yüklemeye, Vine’da kısa film çekmeye, Periscope’ta canlı yayın yapmaya değin gidebilir. Böylece günümüzde bireyler mobil bir teknoloji aracılığıyla mekâna bağlı olmaksızın her yerle-herkesle eş anlı bağlantıda olurken bir yandan da yeni medya endüstrisi tekelleri için (sosyal medya uygulamaları sahipleri, arama motorları tekelleri ve uygulama geliştiriciler için) bedava emek gücü olarak, gönüllü veri üretmektedir. Akıllı telefonlar dolayımıyla yaptığımız her arama, her paylaşım, her yükleme, her tıklama, her beğeni ekranın içerik çiftliği olarak kullanılmasıyla sonuçlanır. Akıllı telefonlar insanlar için giderek vazgeçilmez “araçlar”, McLuhan’ı izleyerek diyecek olursak, dokunsal-görsel-işitsel yeni beden uzantımız hâline gelmektedir.

Sonuç Yerine: Tuhaf Zamanlarda mı Yaşıyoruz?

Sabah kalktığımız andan itibaren telefonumuzdaki akışı, sosyal medya hesaplarımızdaki durumu, bildirimleri kontrol ediyoruz. Evden işe giderken bir yandan akıllı telefonumuzdaki çeşitli uygulamaları kullanıyoruz, bir yandan da sosyal ağımızla günlük iletişimi tazeliyoruz: “slm, nhb? Nslns? Tşk. Tm.” Çalışma yaşamında da yine bir başka ekranın önünde enformasyon akışı ve bildirimler devam etmektedir. Öğle arasında, iş çıkışında akıllı telefonlarımızdaki uyarılar süregelmektedir: Mesajlar, bildirimler, paylaşımlar, yeni threadler…Bu arada o günkü ruh halimize göre içerik üretimlerinin de yapılması ihmal edilmemektedir. Akşam işten eve dönüldüğünde ise geleneksel medyanın –TV’nun-karşısında yine akıllı telefon ekranı ile oturulmaktadır: Twitter akışı telefonun ekranından okunurken, beğenilir ve retweet edilirken, dizinin etiketi bulunup, tweetler okunmakta hatta yorum da yapılmaktadır. Akıllı telefonlar hiç kapanır mı? Veya kapatılır mı? diye soracak olsanız… Çoğumuzun yanıtı olumsuzdur. Biz nihayet uyku ile yeni bir güne uyanmak için enformasyon akışından çekilirken, bu mobil teknoloji yine akışın içindedir: güncellemeler sürerken, bildirimler okunmak için arşivlenmektedir. Artık uyku hâlinde dahi insan erişilebilir, uyku modundan kaldırılabilir hâldedir. 20.yüzyılın başında yaşayan insanların gündelik yaşamlarında teknoloji ile ilişkilenmelerini anımsanacak olursa, eskiler için tuhaf gelecek bir zaman da mı yaşıyoruz? Yanıtım belki hem evet, hem hayır. Çünkü yukarıda da dikkat çektiğim üzere, her “yeni” iletişim aracı, kendi zamanı için “yeni” ve “tuhaf” durumları oluşturmakta, sonradan bu durumlar sıradanlaşmakta ve kanıksanmaktadır. Sanırım, akıllı telefonlarla birlikte sıradanlaşan iletişim biçimlerimizi, kültürlenmemizi ve deneyimlerimizin ne olduğunu kavramak için hem genel bir çerçeve veren, ilişkisellikleri, nodlar arasındaki güçlü-zayıf bağlanmaları gösteren boylamsal ampirik, hem de kültürlenmeyi ve deneyimleri serimleyebilmek için etnografik çalışmalara daha çok gereksinimiz var… Bu bağlamda akıllı telefonlarla bağlantılı olma hâli ve yeni kültür/lenme ve deney/im/lerimize yönelik çok yönlü, önyargılardan ve günah keçileştirmelerden azade, bütünselliği ve tarihselliği ortaya koyacak sorular da sormamız önemlidir.

Kaynakça:

Adorno, T.W. (2007). Kültür Endüstrisi. İstanbul: İletişim.

Binark, M. (2007). “Önsöz”, Yeni Medya Çalışmaları. İçinde. (Der.) Mutlu Binark. Ankara: Dipnot Yayınları. 5-20.

Binark, M. (2015). “Yeni Medya Çalışmaları Özel Sayısı Hakkında: Neden?”, Folklor/Edebiyat, Sayı 83, 9-18.

Binark, M. (Der.) (2014). Yeni Medya Çalışmalarında Araştırma Yöntem ve Teknikleri. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

boyd, d. (2014). It’s Complicated: The Social Lives of Networked Teens. New Haven: Yale University Press.

Crary, J. (2015). 7/24: Geç Kapitalizm ve Uykuların Sonu. İstanbul: Metis.

Çelik, B. (2013). “Teknoloji ile Kimlik Mücadelesi: Kürt Gençleri ve Cep Telefonu”, Sahanın Sesleri. İçinde (Der.) Hakan Ergül. İstanbul: İstanbul Bilgi Ünv. Yayınları. 257-274.

Çelik, B., Özkaracalar, O.K. ve Gürses-Tarbuck, D. (2013). Telefon Ve Türkiye Modernleşmesi: Bir İletişim Teknolojisinin Osmanlı’dan Günümüze Toplumsal Tarihi (1881-2010), Tübitak Sobag 110k032 no’lu Araştırma Projesi. ULAKBİM Veri Tabanı.

Ergül, H., E. Gökalp, E. ve İ. Cangöz (2012). Medya Ne ki Her Şey Yalan. İstanbul: İletişim.

Gitelman, L. (2006). Always Already New: Media, History and the Data of Culture. Cambridge MA: MIT Press.

Hinton, S. ve L. Hjorth (2013). Understanding Social Media. London: Sage.

Huxley, A. (2016). Edebiyat ve Bilim. Ankara: Epos.

Innis, H. (2006). İmparatorluk ve İletişim Araçları. Ankara:Ütopya.

McLuhan, M. ve B. K.Powers (2011). Global Köy. İstanbul:Scala.

McLuhan, M. ve Q. Fiore (2012). Medya Mesajı, Medya Mesajıdır. İstanbul: MediaCat.

Rogers, E.M. (1961, 1971, 1983). Diffusion of Innovasions. New York: The Free Press.

Künye: Mutlu Binark (2016) “Akıllı Telefonlarla Bağlantılı Olma Hâli ve Yeni Kültür/lenmeve Deney/im/lerimiz…”, HECE, Sayı 234-235-236, 131-137.

[1] Bu konuda Pew Research Center’in düzenli yayınladığı araştırmalara bakılabilir.

*Ftg. için Gözde Çoklu’ya teşekkür ederim.


“Yeni Medyada Yaratıcı Kültür: Troller ve Ürünleri ‘Caps’ler” yayınlandı

Eylül 4, 2016

“Yeni Medyada Yaratıcı Kültür: Troller ve Ürünleri ‘Caps’ler”  (Ş.Karataş ve M.Binark) TRT Akademi Dergisi’nde (1:2, 2016) yayınlandı.

satrayni-örnek

Yayının Özeti:

Yeni iletişim teknolojilerinin sağladığı olanaklar katılımcı kültürü besleyerek bireylerin yeni medya ortamlarında yaratıcı formlar oluşturmasını mümkün kılmaktadır. Bu yaratıcı formların nasıl oluşturulduğu, Türkiye’deki Twitter trollerinin üretimleri incelenerek görülebilmektedir. Bu çalışmada, trollük ile yaratıcı kültür arasında ‘caps’ler üzerinden bir bağ kurulmakta ve Twit – ter Türkiye özelinde trol hesapların ürettiği ‘caps’lerin kültürel yurttaşlığı ve yurttaşın sosyal medya dolayımı ile katılımını güçlendirici bir boyutu olduğu iddia edilmektedir. Çalışma kap – samında Twitter üzerinden belirlenen 15 trol hesaba tematik söylem analizi uygulanmıştır. Bu analiz vasıtasıyla trollerin yaratıcı dil pratikleri ve caps üretimleri ortaya konmuştur. Çalışmanın sonucunda Türkiye’de Twitter trollerinin kendilerine özel geliştirdikleri, mizahtan beslenen yaratıcı dil pratikleri ve caps üretimleriyle güncel olay, olgu ve sorunlara ilişkin farklı ve eleştirel bir bakış açısı sundukları saptanmıştır. Böylelikle, Twitter trollerinin üretimleri yaratıcı kültürün ve dolayısıyla katılımcı kültürün gelişmesine katkı sağlamaktadır.

Yazının tamamı için: http://www.trtakademi.net/wp-content/uploads/2016/08/Sule-Karatas-Mutlu-Binark-Yeni-Medyada-Yarat%C4%B1c%C4%B1-Kultur-Troller-ve-Urunleri-Capsler.pdf

 


Herkes İçin Web: Web Erişilebilirliği

Ağustos 31, 2016

Dr. Bilge Narin/Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi

Hepimiz İnterneti etkili ve sık kullanmak istiyoruz ama dezavantajlı grupların erişim meselesini çoğu kez görmezden geliyoruz. Gözlerimizi engellilerin ve yaşlıların web kullanım pratiklerine çevirdiğimizde ise, web erişilebilirliği (web accessibility) kavramı ile karşılaşıyoruz. Web erişilebilirliği, sanal ortamda engellilerin ve yaşlıların algılayabileceği, anlayabileceği, gezinebileceği ve etkili bir şekilde kullanabileceği içerikler oluşturulması olarak tanımlanabilir. Ayrıca, onların da katkıda bulunabilecekleri bir içerik oluşturulması son derece önemlidir.

Evrensel tasarım ilkelerinden web erişilebilirliğine…

Bu yazıda öncelikle kavramın tarihsel kökeninden biraz söz etmek istiyorum. Web erişilebilirliği aslında “evrensel tasarım ilkeleri”nin sanal ortamdaki karşılığı. Bu ilkeleri özetle şöyle tanımlayabiliriz: Herkes için tasarım!Evrensel tasarım” mimarlıktan türemiş bir yaklaşım. Ancak aslında yalnızca mimari yapıların değil; tüm ürünlerin ve çevrelerin yaş, beceri ve durum farkı gözetmeksizin pek çok kişi tarafından kullanılabilmesini olanaklı kılan bir tasarım yaklaşımı olarak tanımlanmakta. Çevre düzenlemelerinden mimari yapılara, kentsel tasarımdan bilgi teknolojilerine kadar değişen ölçekleri kapsamakta.

Bu ilkelerin en önemli ve çoğu kez ihmal edilen yanı ise adaptasyon veya özel tasarım için ihtiyaç duymama gerekliliği. Yani siz engelliler için, yaşlılar için ayrı bir kapı açtığınızda; ayrı bir yol gösterdiğinizde bu evrensel tasarım olmuyor. Mevcut tasarımın ayrıştırıcı değil, kapsayıcı olması gerekiyor.

Sanal ortamda engelleri aşmak

Sanal ortamda engelliler ve yaşlılar için ne tür düzenlemeler yapılabileceğine bakmadan önce engelliliğin tanımını geniş tutmamız gerektiğini unutmayalım. Görme engelliler, işitsel engelliler, bazı organlarını kullanamayanlar, bedensel kısıtı bulunanlar, bilişsel engele sahip olanlar gibi… Onları tanımak, ihtiyaçlarını doğru saptayabilmek adına çok önemli.

Bir web tasarımcısı, yazılımcısı ya da içerik üreticisinin Web Erişilebilirlik Girişimi’nin (Web Accessibility Initiative) yayınladığı Web İçeriği Erişilebilirlik Kılavuzu (Web Content Accessibility Guideline -WCAG)’ndan mutlaka haberi olmalı.

Yeni ihtiyaçlara göre yenilenen bu kılavuzda görme, işitme, fiziksel konuşma, algılama, dil, öğrenme ve nörolojik engelliler ile yaşlı bireylerin Web içeriğine erişilebilirlikleri ile ilgili çeşitli ilkeler yayınlamakta. Temelde ise dört ilke var: algılanabilirlik, kullanabilirlik, anlaşılabilirlik ve sağlamlık.

İnternet sitemize engelliler ve yaşlıların da erişebilmesi için neler yapabiliriz?

Kılavuzdan yola çıkarak bazı ipuçlarını şöyle sıralayabiliriz:

  • Web Accesibility Evaluation Tool’dan İnternet sitemizin kontrast ayarlarını kontrol edilebiliriz. Örneğin mor bir zemine koyu mavi yazı yazdığımızda, bunu okumak çok güçtür. Ayrıca renk körlerini de hesaba katmak durumundayız. “Color universal design” bu konuda bize yardımcı olacaktır. Benzer biçimde, özellikle haritaları sitemize eklediğimizde yalnızca renkli oklar ve işaretlerle anlatım yapmak yerine, mutlaka açıklayıcı yazılı içerikler de eklemeliyiz.
  • Renklerin, yazı fontlarının ve büyüklerinin düzenlenmesi bir diğer önemli konu. Yazı boyutunun 12px’den küçük olmaması ve yazı fontunun serifsiz olması öneriliyor. Yine aynı İnternet sayfası üzerinde birden fazla yazı tipinin kullanılması kafa karıştırıcı olabiliyor. Yazıların büyütülmesine olanak sağlayan eklentilerin (text zoom özelliği) sayfada kolayca bulunabilir bir yerde olması öneriliyor.
  • Başlıkların hiyerarşik bir şekilde ayarlanması, özellikle zihinsel engellilerin rahat kullanımı için önemli bir ayrıntı. Basit/temiz sayfalar ve uygun etiketler, sayfaların daha rahat anlaşılmasını sağlayabilir.
  • Okumayı kolaylaştırmak için beyaz alanların mutlaka bırakılması gerekiyor. Yeterli genişlikte boşluklar (margin ve padding) sayfadaki bilgiye daha kolay erişim için gerekli.
  • Görme engelliler için büyük önem taşıyan ekran okuyucu (screen reader) teknolojisi, web sitelerinin içeriğini seslendirmeye yaramakta. Metinden sese (text to speech) teknolojilerin, ilk olarak 1980’lerde kullanılmaya başladığı biliniyor. Unutmadan belirtelim ki bu teknolojiler kodları okumakta. Bu nedenle, sayfa içeriğini yerleştiren yazılımcıların görsel öğeleri doğru tanımlaması ve boş bırakmaması çok önemli. Görselleri tanımlarken, “Bir anne ve çocuk” yerine, “Oy vermek için annesiyle sıra bekleyen çocuk” gibi ayrıntılı anlatımlar yapılması gerekiyor. Çünkü Missisipi’de yapılan bir araştırmaya göre görme engelliler, görsellerin ayrıntılı bir biçimde açıklanmasının kendilerine daha tatmin edici bilgi verdiğini belirtmişler.
  • Yine videolardaki sese dayalı önemli ayrıntıların, işitsel engelli insanlar düşünülerek yazılı olarak da tanımlanması gerekmekte.
  • Görme engelli kişileri zorlayan kimlik doğrulama yöntemleri yerine alternatifler geliştirilmesi de ilkelerde dikkat çekilen konulardan bir diğeri.

Özetleyecek olursak kişiselleştirilebilir web tasarımına ihtiyacımız var. Kullanıcılara metin büyüklüğü, renk/kontrast ayarları, sayfa içinde gezinme tercihleri (soldan sağa ya da sağdan sola) ve sesli içerik alternatifleri sunulması gerekiyor. Her sayfada ana sayfa, yardım ve diğer sayfa seçeneklerinin bulunması, gezinme butonlarının büyük ve anlaşılır olması da engellilerin ve yaşlıların web deneyimlerini kolaylaştıracak unsurlardan.

Engellilere yönelik web uygulamaları

Gelişen teknoloji ile birlikte, engellilere yönelik mobil uygulamalarda da artış olduğunu görmekteyiz. Ekran okuyucu özelliği olan “Google Talkback”, “sesli hesap makinesi”, “Cool Reader” ve “Seslenen Kitap” gibi sesli kitap uygulamaları, “Navigasyon Türkiye’de” gibi lokasyon temelli uygulamalar, sesle yazmayı hızlı ve kolay hale getiren “Google Klavye” ve “Konuş Yazdır” uygulamaları güncel mobil uygulama örnekleri olarak sıralanabilir.

Henüz Türkçe hizmet vermeyen “Blind Square” de yardımcı bir araç. Görme engelli bireylere mobil destek olmak için hizmete sunulan bu uygulama, yer bildirim araçlarından Foursquare desteğiyle çalışmakta. Uygulama, kullanıcılara bulunduğu noktada, belirlediği genişlikte ve kategoride bir yer taraması yapma olanağı sağlıyor ve bu bilgileri sesli olarak paylaşıyor. Nesne tanıma uygulaması “Cam Find” ise çevrenizdeki herhangi bir nesnenin fotosunu çekip, ne olduğunu sesli olarak öğrenmenize olanak sağlıyor.

Bu çalışmaların hepsi çok değerli. Ancak en büyük bariyerlerden biri dil. Çoğu Türkçeyi desteklemiyor. Diğer bir sorun ise, büyük heves ve yatırımlarla başlayan bu uygulamaların uzun soluklu olamaması. Kaldı ki çoğu kez tanıtımları da yeterince yapılamıyor. Ekran okuma teknolojilerinin ucuzlaması ve yaygınlık kazanmasını umarak, yazıyı engelliler için işe yarayabilecek bazı web siteleri ile tamamlayalım.

Türkiye’de engellilere yardım sağlayabilecek bazı web siteleri:

E- Devlette Engel Yok Projesi:

https://www.turkiye.gov.tr/e-devlette-engel-yok

İşitme engelliler için haberler:

www.sessiztv.net

http://www.trthaber.com/haberizle/isitme-engelliler/

Sesli kitap kütüphaneleri:

http://getem.boun.edu.tr/

http://www.altinoktavakif.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=39&Itemid=203

http://www.gormeengelliler.kadikoy.bel.tr/

 

 


Yeni Kitap….

Ağustos 9, 2016
Dr.Duygu Dumanlı Kürkçü’nün Yeni Medya ve Gençlik adı çalışması Kriter Yayınlarrından (2016) yayınlandı.
Tanıtım bülteninden: “Yeni medya, sosyal paylaşım ağları, mesajlaşma ortamları, bloglar ve içerik forumları aracılığı ile farklı deneyimlere sahip olan insanların birbirleri ile hızlı bir şekilde iletişim kurmasına olanak tanımaktadır. Günümüzde yeni medya kavramı ve onun sunduğu imkanların hayatımıza girmesiyle birlikte sosyal yaşamımız, iletişim biçimlerimiz ve medya tüketim alışkanlıklarımız önemli derecede değişmiştir.
Dünyada yeni iletişim teknolojilerinin de etkisiyle gazete okuma alışkanlıkları değişmektedir. Özellikle genç nesiller, gazete okumaya önceki nesillerden daha az zaman ayırmakta ve habere, bilgiye, eğleWP_20160808_15_35_43_Richnceye internet ve mobil cihazlar üzerinden ulaşmayı tercih etmektedirler. Diğer bir deyişle genç nüfus, haber ve bilgi alma, eğlenme, sosyalleşme ihtiyaçlarını internet erişimi olan, görsel ve işitsel özelliklere sahip yeni medya araçlarından karşılamaktadır. Bu durumda gazetelerin yeni medya araçlarını ve ortamlarını kullanıp kullanmamak arasında yaptığı tercih aynı zamanda olmak ya da olmamak arasındaki bir tercih olarak da değerlendirilebilir. Yeni Medya ve Gençlik kitabı hem yeni medya ekseninde sosyal medya, internet gazeteciliği ve gençliği derinlemesine tanımlamakta hem de anket çalışması ile gençlerin sosyal medya ve internet gazeteciliği kullanım düzeyleri ve nedenleri hakkında bilgiler vermektedir…”

 


21. Türkiye’de İnternet Konferansı 3-5 Kasım 2016

Ağustos 3, 2016

Türkiye’de Internet ile ilgili grupları biraraya getirerek İnternet’i tüm boyutlarıyla tanıtmak, gelistirmek, tartışmak, İnternet teknolojileri aracılığı ile toplumsal verimliliği artırmak ve toplumun dikkatini olabildiğince bu yöne çekmek amaçlarıyla, 1995’den beri her yıl yapılan, ulusal boyutta bir konferans düzenlenmistir. Konferansa bildiri sunma, eğitim semineri verme ve tartışma grubu/açık oturum düzenleme şeklinde aktif katılım davet edilmektedir. Konferans kayıt olan dinleyicilere açıktır ve ücretsizdir.

Bu yıl “4. Sanayi inet16Devrimi”, “İnternet Ekonomisi”, “Bilgi Toplumu ve Bilgi Ekonomisi“, “İntenet ve Demokrasi”, “Mobil Ağlar”, “Sosyal Ağlar”, “Yeni Medya”, “Siber Güvenlik”, “Bireysel Güvenlik ve Mahremiyet”, “Medya/Bilgi Okuryazarlığı” konuları öne çıkacaktır. Türkiye İnternetinin temel ve güncel konularını kapsayan panel ve oturumlar yapılacaktır. İnternet Başarı öykülerini anlatan oturumlar da planlanmaktadır. Bilgi Toplumu, İnternet ve Güncel sorunların tartışılacağı oturumlar ve geniş toplum kesimlerine hitab edecek seminerler planlanmaktadır.

Konferans 3-5 Kasım 2016 tarihlerinde TED Üniversitesi Ankara’da düzenlenecektir.

Link: http://inet-tr.org.tr/inetconf21/

Son Bildiri gönderme tarihi: 1 Ekim 2016 .


BM İnsan Hakları Konseyinin Kararı

Ağustos 3, 2016

İnsan Hakları Konseyi

Otuz ikinci oturum

Gündem maddesi 3

Gelişme hakkını da içerecek şekilde tüm insan haklarının, sivil, politik, ekonomik, toplumsal ve kültürel hakların korunması ve teşvik edilmesi+

 

Avusturalya,* Avusturya,* Belçika, Bosna-Hersek,* Brezilya,* Bulgaristan,* Kanada,* Hırvatistan,* Kıbrıs,* Çek Cumhuriyeti,* Danimarka,* Estonya,* Fiji,* Finlandiya,* Fransa, Gürcistan, Almanya, Yunanistan,* Haiti,* Honduras,* Macaristan,* İzlanda,* İrlanda,* İtalya,* Japonya,* Letonya, Liechtenstein,* Litvanya,* Lüksemburg,* Malta,* Meksika, Monako,* Montenegro,* Hollanda, Nijerya, Norveç,* Paraguay, Polonya,* Portekiz, Moldova Cumhuriyeti,* Romanya,* Senegal,* Sırbistan,* Slovakya,* Slovenya, İspanya,* İsveç,* Makedonya Cumhuriyeti, Tunus,* Türkiye,* Ukrayna,* Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri:* taslak karar

32/… İnternetteki insan haklarının kullanılması, korunması ve teşvik edilmesi

İnsan Hakları Konseyi,

Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin önderliği eşliğinde,

Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nde ve de Uluslararası Sivil ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ve Uluslararası İktisadi, Toplumsal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi de dahil, ilgili uluslararası insan hakları sözleşmelerinde yer alan temel özgürlükler ve insan haklarını yeniden tasdik etmek,

İnsan Hakları Komisyonu’nun ve İnsan Hakları Konseyi’nin fikir ve ifade özgürlüğü hakkındaki ilgili tüm kararlarını, özellikle Konsey’in, İnternet’teki insan haklarını kullanma, koruma ve teşvik etme üzerine olan 5 Temmuz 2012 tarihli 20/8 no’lu ve 26 Haziran 2014 tarihli 26/13 no’lu kararları ve de fikir ve ifade özgürlüğü hakkındaki 2 Ekim 2009 tarihli 12/16 no’lu kararı, dijital çağda mahremiyet hakkı üzerine olan 24 Mart 2015 tarihli 28/16 no’lu kararı ve kadınların güçlendirilmesinde fikir ve ifade özgürlüğünün rolü hakkındaki 13 Haziran 2013 tarihli 23/2 no’lu kararı ve enformasyon ve iletişim teknolojileri ile çocuğun cinsel istismarıyla bağlantılı olan çocuk hakları hakkındaki 23 Mart 2016 tarihli 31/7 no’lu kararını hatırlatma, ayrıca Genel Kurul’un, dijital çağda mahremiyet hakkı üzerine olan 18 Aralık 2013 tarihli 68/167 no’lu ve 18 Aralık 2014 tarihli 69/166 no’lu kararlarını, gelişme için enformasyon ve iletişim teknolojileri hakkındaki 22 Aralık 2015 tarihli 70/184 no’lu kararını, Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi sonuçlarının uygulamasının genel değerlendirmesi üzerine olan Genel Kurul’un üst-düzey toplantısının sonuç belgesini de kapsayan 16 Aralık 2015 tarihli 70/125 no’lu kararını hatırlatmak,

2030 yılına yönelik Sürdürülebilir Gelişme Gündemi’nin1 kabulünü benimsemek ve insani ilerlemeyi hızlandırmak, dijital uçurumu gidermek ve bilgi toplumları geliştirmek için, enformasyon-iletişim teknolojilerinin ve bireylerin küresel düzeyde ve sürdürülebilir biçimde birlikte ağa bağlı kalmasının büyük bir potansiyele sahip olduğunu benimsemek,

Başka birçok şeyin yanı sıra, İnternet Yönetişimine dayanak oluşturan insan hakları ve insanların çevrimdışı dünyadaki haklarının çevrimiçinde de korunması ihtiyacının onaylandığı 23-24 Nisan 2014’de São Paulo’da yapılan İnternet Yönetişiminin Geleceği üzerine Küresel Çok-paydaşlı Toplantıyı dikkate almak,

Ayrıca, 10-13 Kasım 2015’de João Pessoa’da yapılan en son toplantı da dahil İnternet Yönetişim Forumu’nun geçmiş oturumlarını da göz önünde bulundurmak,

Teknolojik gelişmelerin hızı, tüm dünyadaki bireylerin yeni enformasyon ve iletişim teknolojilerini kullanmasına olanak sağladığı için, İnternet’teki insan haklarını, özellikle de ifade özgürlüğü hakkını kullanmanın artan bir ilgi ve öneme sahip bir mesele olduğuna dikkat çekmek,

İnternet’te gizlilik ve güveni oluşturmanın önemine – özellikle ifade özgürlüğü, mahremiyet ve diğer insan haklarıyla ilgili olarak – ve buna ilaveten, gelişme ve inovasyonu mümkün kılan İnternet’in potansiyelinin; hükümetler, sivil toplum, özel sektör, teknik ekip ve akademi arasındaki bütünlüklü bir işbirliğiyle gerçekleştirilebilir olmasına dikkat etmek,

Çevrimiçi mahremiyetin, ifade özgürlüğü ve müdahale olmadan fikir üretme özgürlüğü ve de barışçıl toplanma ve örgütlenme özgürlüğü hakkının kullanımı için önemli olduğunu kabul etmek,

İnternet’te bilgiye erişimin, eğitim hakkının teşvik edilmesini kolaylaştıran, eğitim hakkını kullanmayı etkileyeceği için de dijital okuryazarlığın ve dijital uçurumun üzerine eğilme ihtiyacını vurgulayan önemli bir araç olduğunu, dolayısıyla küresel ölçekte ekonomik ve kapsamlı eğitim için muazzam olanaklar tanıdığını vurgulamak,

Dijital uçurumun farklı şekillerde, ülke içinde ve ülkeler arasında, ve de erkekler ve kadınlar arasında, kız çocukları ve oğlanlar arasında var olduğuna ilişkin kaygıyı ifade etmek ve bu uçurumu kapatma ihtiyacını kabul etmek,

Enformasyon ve bilgi teknolojilerine erişimlerini arttırarak, dijital okuryazarlığı teşvik ederek ve eğitime kız çocuklarının ve kadınların katılımını sağlayarak, enformasyon ve bilgi teknolojilerine ilişkin eğitimler vererek, fen bilimleri, enformasyon ve bilgi teknolojileri alanlarında kariyer yapmaları için kız çocukları ve kadınları cesaretlendirerek, tüm kız çocuklarını ve kadınları güçlendirmenin önemini vurgulamak,

Engelli bireylerin İnternet dahil, enformasyon ve iletişim teknolojileri ve sistemlerine erişimini teşvik etmek için uygun önlemleri alma konusunda Devletlerin ilgili birimlerine çağrı yapmaya ek olarak, Engelli Hakları Sözleşmesi’nin 9. ve 21. maddelerini hatırlamak,

İnternet’in küresel, açık ve birlikte işletilebilir kalması için, Devletlerin, özellikle ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ve mahremiyete ilişkin uluslararası insan hakları yükümlülükleriyle uyumlu bir şekilde güvenlik kaygılarını ele almalarının zorunluluk olduğunu kabul etmek,

Tüm insan hakları ihlalleri ve İnternet’teki temel özgürlükler ve insan haklarının kullanımı için bireylerin maruz kaldığı istismarlar ve bu ihlal ve istismarların cezasız kalmasından derin endişe duyar,

Evrensel insan hakları hukukunu ihlal edecek şekilde, çevrimiçi enformasyonun yayılımını ya da enformasyona erişimi kasıtlı olarak önleyen veya aksatan tedbirler alınmasından da derin endişe duyar,

Açık, erişilebilir ve çok-paydaşlı katılımdan beslenen İnternet için ve de İnternet erişimini sağlarken ve erişimi genişletirken kapsamlı bir insan hakları temelli yaklaşım uygulamanın önemini vurgular,

On yedinci, yirmi üçüncü, yirmi dokuzuncu ve otuz ikinci oturumlarında2 İnsan Hakları Konseyi’ne sunulan fikir ve ifade özgürlüğü hakkının korunması ve teşvik edilmesi hakkındaki ve de İnternet’te ifade özgürlüğü üzerine olan altmış altıncı oturumunda3 Genel Kurul’a sunulan Özel Raportör’ün raporlarına ve otuz birinci oturumda4 İnsan Hakları Konseyi’ne sunulan mahremiyet hakkı üzerine Özel Raportör’ün raporuna dikkat çeker,

Çevrimiçi temel özgürlükler ve insan haklarını korumada ve teşvik etmede sivil toplum, özel sektör, teknik ekip ve akademi dahil tüm ilgili paydaşlarla hükümetin bağlılığının kilit önem taşıdığını göz önünde bulundurur,

1. İnsanların çevrimdışı dünyada sahip olduğu hakların aynen çevrimiçi olarak da korunması, özellikle de, Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nin 19. maddesiyle ve Uluslararası Sivil ve Politik Haklar Sözleşmesi’yle uyumlu bir şekilde sınırlardan bağımsız olarak ve kişinin tercihine göre her mecrada uygulanabilir olan ifade özgürlüğünün korunması gerektiğini onaylar;

2. Sürdürülebilir Gelişme Hedefleri’ne ulaşmak da dahil çeşitli şekillerde gelişmenin ve ilerlemenin hızlandırılması için itici güç olarak İnternet’in küresel ve açık doğasını tanır;

3. Bütün ülkelerdeki medya, enformasyon ve iletişim olanaklarının ve teknolojilerinin gelişimini hedefleyen uluslararası işbirliğine imkan sağlar ve teşvik etmek için bütün devletlere çağrı yapar;

4. Kaliteli eğitimin gelişmede belirleyici bir rol oynadığını onaylar ve bu nedenle dijital okuryazarlığı teşvik etmek ve eğitim hakkının teşvikini kolaylaştırmak için önemli bir araç olan İnternet’te bilgiye erişimi olanaklı kılmak adına tüm Devletlere çağrı yapar;

5. İnternet’e erişimi sağlamada ve bu erişimin yayılmasında kapsamlı bir insan hakları temelli yaklaşım uygulamanın önemini de onaylar ve farklı şekillerde tezahür eden dijital uçurumun giderilmesi için tüm Devletlerin çaba göstermesini talep eder;

6. Toplumsal cinsiyet temelli dijital uçurumun giderilmesi ve kapasite artırıcı/kolaylaştırıcı teknolojinin, özellikle enformasyon ve iletişim teknolojilerinin, kullanımını güçlendirmesi, tüm kız çocuklarının ve kadınların güçlenmesini teşvik etmesi için tüm Devletlere çağrıda bulunur;

7. Engelli bireylerin de katılımıyla, engellilerin erişimine yardımcı, uyarlanabilir teknolojileri de kapsayacak şekilde enformasyon ve bilgi teknolojileri ve sistemlerinin tasarım, gelişim, üretim ve dağıtımını teşvik etmek için uygun önlemler alması yönünde tüm Devletleri destekler;

8. Tüm Devletlere, İnternet’teki güvenlik kaygılarına ilişkin, uluslararası insan hakları yükümlülükleriyle uyumlu bir şekilde ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, mahremiyet ve diğer çevrimiçi insan haklarının korunmasını garanti altına almak için çağrıda bulunur. Buna, hukukun üstünlüğüne dayanan ulusal demokratik, şeffaf kurumlar vasıtasıyla, bir şekilde İnternet’teki özgürlükleri ve güvenliği garanti altına alması ve böylelikle İnternet’in, ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişimi sağlayan canlı bir güç olmaya devam etmesi de dahildir;

9. İşkence, hukuk dışı öldürmeler, zorla kaybolma, keyfi gözaltı, sınır dışı etme, tehdit ve taciz, yanı sıra İnternet’teki temel özgürlüklerini ve insan haklarını kullanan kişilere karşı işlenen toplumsal cinsiyet temelli şiddet gibi tüm insan hakları istismarlarını ve ihlallerini kesin suretle reddeder ve bu konuda hesap verme zorunluluğunu garanti altına almak için tüm Devletlere çağrıda bulunur;

10. Uluslararası insan hakları hukukunun ihlalinde çevrimiçi bilginin yayılımını ya da erişimini kasıtlı olarak engelleyen ya da aksatan önlemler alınmasını kesin suretle reddeder ve bu tarz önlemlerden uzak durmak ve bunlara son vermek için tüm Devletlere çağrıda bulunur;

11. İnternet’te ayrımcılığı veya şiddeti kışkırtmaya yol açan nefreti savunanlarla mücadele etmenin ve yanı sıra hoşgörü ve diyalogun teşvik edilmesinin önemini vurgular;

12. Tüm paydaşların dahil olduğu şeffaf ve kapsayıcı süreçler yardımıyla ve özünde insan haklarının kullanımı ve nesnel evrensel erişim olan İnternet’e ilişkin ulusal kamu politikaları oluşturulması ve benimsenmesi için tüm Devletlere çağrıda bulunur;

13. Üst Düzey Temsilci’den, İnsan Hakları Konseyi’nin özel prosedürleri, uluslararası organizasyonlar, ulusal insan hakları kurumları, sivil toplum, endüstri, teknik ekip, akademi ve diğer paydaşların ve de Devletler’in danışmanlığında, insan hakları perspektifinden toplumsal cinsiyete dayalı dijital uçurumun giderilmesini olanaklı kılacak yolları gösteren bir rapor hazırlamasını ve bu raporu otuz beşinci oturumda İnsan Hakları Konseyi’ne sunmasını talep eder;

14. Uygulanabilir olduğu üzere, bu meseleleri var olan yetkileri çerçevesinde göz önünde bulundurmak için özel prosedürleri destekler;

15. İnternet’te ve diğer enformasyon ve iletişim teknolojilerinde ifade özgürlüğü dahil olmak üzere, insan haklarının kullanımı, korunması ve teşvik edilmesinin yanı sıra, İnternet’in yurttaş ve sivil toplum katılımını güçlendirmesi, her topluluktaki ilerlemenin gerçekleşmesi ve insan haklarının kullanımı için nasıl önemli bir araç olduğunun – iş programıyla uyumlu bir şekilde – göz önünde bulundurulacağına karar verir.


* İnsan Hakları Konseyi’nin üyesi olmayan bir devlet.

1 Genel Kurul kararı 70/1

2 M/İHK/17/27, M/İHK /23/40 ve Düzt.1, M/İHK /29/32 ve M/İHK /32/38.

3 M/66/290.

4 M/İHK /31/64

 

+ Çeviren: Zeynep Özarslan

Metnin İngilizcesi için tıklayınız.


Algoritmalar – seçmece sansür?

Temmuz 13, 2016

Çeviren:Sinan Aşçı

17 Haziran’da Aşırıcılıkla (Ekstremizm) Mücadele Projesi (CEP) ekstremist video ve sesin çevrimiçi yayılımını engellemek üzere tasarlanan bir yazılım piyasaya sürdü. CEP, misyonunu “radikal gruplarla mücadele etmek” olarak ifade eden kar amacı gütmeyen bir kuruluştur. Tabi ki, bu algoritma tek başına hiçbir şey yapamıyor: İşlevsel olması için ekstremist içeriği halihazırda tanımlayabilen bir veritabanı olması gerekiyor. İnsanlar “esktremist”in nasıl göründüğünü ya da işitildiğini tanımlamalı ama bu tanım üzerinde her zaman uzlaşamıyorlar. Böylece, insan hataları ya da önyargıları bilgisayar hataları ve önyargıları haline geliyor.

Prensipte CEP’in algoritması çığır açan bir olay değil: Microsoft tarafından geliştirilmiş daha önceden tanımlanmış çevrimiçi çocuk istismarı olaylarını ortaya çıkaran yaygın kullanımlı bir araç olan PhotoDNA yazılımı ile çalışıyor. Yazılım SADECE evrensel olarak yasal olmayan çocuk istismarı olaylarıyla ve yine sadece Uluslararası Polis Teşkilatı Interpol’ün aşırı kötü görsellerle baş etmek için kullanılacağı güvencesiyle piyasaya sürüldü.

Facebook ve Microsoft gibi büyük şirketler PhotoDNA’yı kendi servis sağlayıcılarına yüklenen ve kendi bulut sunucularındaki özel içerikleri kontrol etmek için kullanıyor. PhotoDNA, yüklenen içeriğin kişisel bir imzasını oluşturuyor. Bu sözde sağlama, görselin tahrifatına imkan vermiyor. Bir eşleşme söz konusu ise, içerik işaretleniyor ya da kaldırılıyor. Microsoft kullanıcı verilerini emniyet teşkilatının elde edebileceği materyalleri daha önce sistemin karşılaştığı yüklemelerle eşleştiriyor. Yazılımın kullanımının bazı açılardan zararlı olmadığına emin olmadıkları gibi, kimse de bu teknolojinin kullanımının gerçek faydalarını test etmeyi uygun bulmadı.

Bu yaklaşım daima yasal olmayan içeriğe yarıyor. Somali Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni onayladı, Amerika Birleşik Devletleri sözleşmeyi onaylamayan tek ülke olarak Çocuk Pornografisi Üzerine İhtiyari Protokol’ü onayladı. Kanun yapıcılar ve mahkemeler bu kategoriye neyin uygun düştüğü ve yasal olarak neyin barındırılmayacağı konusunda net kararlarını verdi. Halbuki, “ekstremist içeriğin” tanımı farklı koşullara göre değişir; CEP’in algoritması da tanımı içermiyor (mantıken içeremiyor). Daha önceden tanımlanmış içeriklerden oluşan bir veritabanı bile kullansaydı, bu durum bile bir hükümetten diğerine değişen yasalarla ilgili sorunlar gibi yasal kotasyon, araştırma ve illüstrasyon amaçları açısından sorun olabilirdi.

Avrupa Birliği’nin içinde bulunduğu duruma bakacak olursak algoritmanın tanıtılması tam zamanında gerçekleşiyor: Şimdilerde İnternet şirketleriyle birlikte AB komisyonu bir “Ortak İrtibat Forumu” oluşturuyor. “Clean IT” <https://edri.org/rip-cleanit/&gt; projesinin fiilen yeniden yürürlüğe koyulması Avrupa’daki her bireyin İnternete yüklediği her bir dosyayı zorunlu bir şekilde kontrol ederek daha önce kaldırılmış içeriğin fark edilmeden tekrar yüklenmesini engellemeyi amaçlıyor. Alman Federal Hükümeti’ne göre, bu yeni platform CEP tarafından oluşturulan güçlü sağlama araçları ile farkedilen içerikler üzerine çalışacak.

AB’nin Ortak İrtibat Forumunun, Avrupa Polis Teşkilatı’nın “Internet İrtibat Birimi”nin (IRU) ihtiyari çabalarına dayanan çalışmaları var. Avrupa Polis Teşkilatı Facebook ve Twitter gibi platformları şirketlerin hizmet kullanım şartlarıyla potansiyel olarak bağdaşmayan ama yasal da olmayan içerikleri tespit etmek için kontrol ediyor. Bir polis teşkilatı dairesince itiraz edilen içerik hakkında ne yapılacağını “gönüllü olarak inceleyebilsinler” diye başvuruları gönderiyor. Ortak İrtibat Forumu tekrar yüklenen içeriklerin otomatik bir saptama ile Avrupa Polis Teşkilatı’nın resmi olmayan sansür çalışmalarını otomatize etme imkanını elinde tutuyor. Yine de, özellikle Avrupa Polis Teşkilatı’nın garip bir biçimde illegal içerikleri belirlemeye çalışan uygulamaları üzerine herhangi bir araştırma ölçümünün başvurulardan yapılıp yapılmadığı belirsiz. Yasa olmadığı ama sonucu bilinmeyen ve kapsamlı kullanılan hizmet kullanım şartları olduğu için, açık bir şekilde yanlışlıkla tanımlanmış ya da silinmiş içerik için herhangi bir düzeltme imkanı bulunmuyor.

Bu soruların cevapları bulunamadığı için hizmet kullanım şartlarına karar verme işini sosyal medya platformlarının bir kaç “içerik moderatörü”ne bırakıyoruz. Teknoloji tarihi profesörü Melvin Kranzberg çok doğru bir şekilde ifade ediyor ki, “Teknoloji ne iyi ne kötüdür: ne de tarafsızdır.”

Yasal olduğuna emin olmak için her bir Avrupa vatandaşının yüklediği her bir içeriği kontrol etmek ya da filtrelemek gerçekten uygun mudur? Eğer Avrupa’nın bu adımı vatandaşların İnternet’e her yüklediğini filtreleme ve kitlesel gözetime yönlendirecekse, dünyanın herhangi bir yerinde açık ve demokratik İnternet için umudumuz ne olacak?

Metin altı kaynakça:
Aşırıcılıkla Mücadele Projesi’nin (CEP) Çevrimiçi Ekstremizim için piyasaya sürdüğü yazılımla ilgili CEP’in sayfasında yayınlanan bilgilendirme metni için: http://www.counterextremism.com/press/counter-extremism-project-unveils-technology-combat-online-extremism
 
Terör içerikli görsellerin çevrimiçi platformlardan ayıklanması ve sosyal medya şirketlerinin bu konudaki duruşu ile ilgili Washington Post’ta yayınlanan haber metni için: https://www.washingtonpost.com/world/national-security/new-tool-to-take-down-terrorism-images-online-spurs-debate-on-what-constitutes-extremist-content/2016/06/20/0ca4f73a-3492-11e6-8758-d58e76e11b12_story.html
 
Avrupa Polis Teşkilatı’nın bilgi işlem şirketleri ile yaptığı şeffaf olmayan işbirliği hakkında EDRİ’de daha önce yayınlanan içeriğe ulaşmak için: 
https://edri.org/europol-non-transparent-cooperation-with-it-companies/
 
Sivil Toplum Örgütlerinin “Avrupa Polis Teşkilatı’na bağlı çevrimiçi sansür biriminin tehlikeli ve nedeni anlaşılamayan bir hal aldığı” ile ilgili yapıtığı açıklama için: http://www.laquadrature.net/en/arstechnica-europol-iru-extremist-content-censorship-policing

Kaynak: https://edri.org/algorithms-censorship-a-la-carte/


Yeni Medya Eski İnsan radyo programı artık archive.org dan dinlenebilir…

Temmuz 8, 2016

trt-2

Yeni Medya Eski İnsan adlı TRT Radyo 1’de Ankara Stüdyolarından her Pazartesi 11.00-12.00 arası canlı yayınlanmakta, Programın yapımcılığını Ayşe Yürük, danışmanlığını Mutlu Binark yapmakta, “Haftanın Başucu Köşesi”ni Şule Karataş hazırlamakta ve Bilge Demirağ tarafından sunulmakta. Yeni Medya Eski İnsan programının bant/ses kayıtlarına Community Audio içinden “yeni medya eski insan” sözcük taramasıyla archive.org’dan ulaşabilirsiniz. Creative Common lisansı ile (non profit kullanımına) dinleyicilere açık. Programın Twitter adresi ise @YeniOlanNe.

Programın afişi için Alper Erdem Turan’a, programın ses kurgusu için Cüneyt Karakuş’a teşekkür ederiz.


%d blogcu bunu beğendi: