Ocak 7, 2014

Slide1_1 Slide1_2


Vira Verita Dergisinin Yeni Medya ve Değişen Okuryazarlıklar konulu söyleşisi yayınlandı…

Mart 3, 2015

Vira Verita Dergisi adına Burcu Canar’ın Mutlu Binark’la yaptığı söyleşi yayınlandı. Link için bakınız:

http://viraverita.org/roportajlar/mutlu-binark-ile-yeni-medya-ve-degisen-okuryazarlik-uzerine


YENİ MEDYA ÇALIŞMALARI İKİNCİ ULUSAL KONGRE SONUÇ BİLDİRGESİ

Mart 2, 2015

Kongre Görseliİnternet’in siyasal, toplumsal, kültürel ve ekonomik alanlarda gitgide artan yaygınlığı ve önemi ile birlikte ‘yeni medya okuryazarlığı’ kilit kavramlardan biri haline gelmiştir. Günümüzde göz önüne alınması gereken bir olgu da İnternet ve yeni medya ortamlarına erişmenin ve bu ortamlarda var olmanın yurttaşın temel haklarından biri olduğudur.

Yeni medya okuryazarlığı; yeni medya kullanımına ilişkin bilgi ve beceri sahibi olmayı, yeni medyanın potansiyelleri ile olası tehditlerine karşı farkındalık kazanmayı, yeni medyayı etik ve hak temelli kullanmak üzere tutum ve davranış geliştirmeyi içerir.

Yeni medya okuryazarlığı teknik ya da salt pedagojik bir mesele değildir. Daha ziyade aktif ve katılımcı yurttaşlık, demokratik ve çoğulcu bir toplumsal ve siyasal düzen ile önyargılar ve nefretten arındırılmış bir iletişim zemininin kurulmasını hedefleyen politik bir duruştur. Bu anlamda yeni medya okuryazarlığı çok farklı disiplinlerin, çok farklı kaygıların, bireylerin, kurum ve kuruluşların kesişim noktasında yer alan çok boyutlu ve çok ortaklı bir süreçtir.

Bu kavramın öznesi medya metinlerini “tüketen” pasif tüketiciler değil, medya metinleri ile eleştirel bir ilişki kurabilen ve kendi içeriği ile medyasını üretme yeteneklerine sahip aktif ve katılımcı yurttaşlardır. Yeni medya okuryazarı; kendi dilini, söylemini üreten ve dolaşıma sokan, aktif ve üretken bir medya okurudur. Yeni medya okuru, kendisine sunulan kodlar ve uzlaşımların ötesini arkasını sorgulayabilme becerisine sahiptir.

Bu okuryazarlık biçimi sayısal ortamlarda bireylerin mahremiyetlerinin ve gönüllü olarak sunduğu bilgilerin siyasi ve ticari çıkarlara karşı korunması konusunda farkındalık kazanma çabasıdır. Aynı zamanda baskı, sansür, denetim ve gözetim mekanizmalarından uzak, özgür bir iletişim ortamının oluşturulması ve sürdürülmesinde temel bir rol oynamaktadır.

Bununla kalmayıp, her türlü teknoloji, özellikle de yeni iletişim teknolojileri ile girilen yabancılaşmış ilişkiyi sorgular, bu ilişkinin yerine merak, yaratıcılık, üretim ve eleştiriyi koymaya gayret eder.

Yeni medya okuryazarlığı makro ve mikro politikalarla hayata geçirilebilir ve yurttaşların başta gündelik hayatları olmak üzere siyasi kararlar hakkında söz sahibi olmasına katkıda bulunur. Alternatif iletişim kurma biçimlerini ve mekanlarını yaratan ve özgür yazılım uygulamalarını teşvik ederek bireyleri özgürleştiren pratiklerden oluşur. Kendin yap ve hack kültürünün de bu temelde geliştirilmesi önemlidir. Bağlamsal olarak, denetleyici politikalara karşı tutumlarda ortaklaşacı bir düzenlemeyi içerir. Yasaklarla özellikle çocukları terbiye etmekten uzak, onları nesneleştirmeden özne olarak yaklaşan bir anlayışla bu okuryazarlık yürütülmelidir. Çocukların yeni medya ortamlarını özgür ifadeye açık ve hak savunuculuğu yapabilecekleri birer mecra olarak kullanmalarını savunmak gereklidir.

Bu kavramın ve ait olduğu alan yazınının genel eğitim politikalarının bir parçası olarak düşünülerek eğitimin her aşamasına dahil edilmesi, her yaş düzeyinde ve ülke çapında yaygınlaştırılması gerekir.

Yeni medyanın sunduğu olanaklar yine yeni medyanın yarattığı tehditlere karşı; daha insancıl, dayanışmacı ve paylaşımcı bir dil için, nefret söylemi ve siber zorbalıkla mücadelede kullanılmalıdır.

Teknolojinin kendi başına politik bir akla sahip olmadığı, politik çıkarların hegemonik bir mücadele alanı olduğu bilgisinden hareketle yeni medya okuryazarlığı, her türlü bilgi uçurumuyla mücadele etmenin bir politik aracı olarak konumlanır. Kuşaklararası, bölgeler arası, kültürlerarası, kimlikler, topluluklar ve sınıflararası olduğu kadar toplumsal cinsiyete dayalı sayısal uçurumla da mücadele etmenin bir politik aracı olmalıdır.

Yeni medya okuryazarlığı toplumsal cinsiyet ayrımcılığına duyarlı bir zihniyet dönüşümünü içerir. Cinsiyete dayalı sayısal uçurumla mücadele etmek aynı zamanda toplumsal cinsiyet ayrımcılığıyla mücadele için de bir politik yöntem olarak kullanılabilir.

Her türlü medya okuryazarlığına ilişkin veri oluşturmak üzere nicel ve nitel araştırmaların yapılmasını özendirmek gereklidir, bu konuda araştırma desteklerini arttırmak üzere konuya tarafların ve ortakların katılımıyla bilim politikası geliştirilmelidir. Akademinin bilgi üretimindeki rolü bu bağlamda önemlidir.

27 Şubat 2015

Düzenleyenler: Alternatif Bilişim Derneği ve Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi

Kongre için bakınız: www.yenimedya.org.tr

İletişim İçin:  info@alternatifbilisim.org


II. Ulusal Yeni Medya Kongresi Üzerine: Okuryazarlıkların Kesişimselliği ve Öğrenme Sanatları Diyalektiği (1)

Mart 2, 2015

Aslı Telli Aydemir

Mart 2015

Neden yeni medyayla uğraşıyorum ki ben?

Yoksa yeni medya mı benimle uğraşıyor?!![2]

Yıl 2001. Mustafa Kemal Üniversitesi’nde Türk Kütüphaneciler Derneği’nin düzenlediği “Dijital Kütüphaneler ve Arşivcilik” başlıklı kongresine “Elektronik Kütüphaneler ve Kronik Amnezinin Siber-Akut Tedavisi” adlı bir bildiriyle katılıyorum. Sunumum esnasında kavramlar tanıdık gelse de birçoklarına göre havada uçuşan bir hoş sada kıvamında…Bunun birkaç nedeni var aslında. En dikkat çekici olan birçok siber-jargonun Türkçe’ye kazandırılmamış olması. Hiç kuşkusuz biz araştırmacı-akademisyenler, bu konuyu ciddiye alıp alan yazınına Türkçe terim çevirileriyle, gerekirse tartışma platformlarında görüş paylaşarak katkıda bulunmalıyız. Ancak bununla kalmaması da şart. Zira terimlerin yerleşmesi, toplumun ta son kullanıcıya, deyim yerindeyse geç adapte olan teknolojiye uzak kişilere ulaşana kadar yeni ve farklı kullanımları sindirmesini sağlamalı. Bunun için de çapraz okur-yazarlık şart!

Çapraz okur-yazarlıktan (transversal literacy) ne kast ediyorum? Okuduğunu anlamakla kalmayıp, metin ya da çoklu medya hakkında eleştirel düşünebilen, sorgulayabilen bir toplumsal sermayeden söz ediyorum aslında. Başta Hasan Akbulut, Mutlu Binark ve Tuğba Asrak Hasdemir hocalar olmak üzere bu konuda ciddi emek harcayan ve izleyenlere düşün yolu açan engin zihinler vardı bu yılki II. Ulusal Yeni Medya Kongresi’nde. Tema Yeni Medya Okuryazarlığıydı. Mustafa Akgül hoca bize açılış konuşmasında, “Ben ilk bilgisayar ve internet Türkiye’ye geldiğinde de buradaydım. Meraklanmayın, hala ümit var. Direnmeye devam☺” mesajı verdi. Tüm dijital gözetim, engelleme, bloklama ve hukuk dışı müdahalelere rağmen, anlık da olsa rahat soluk almamızı sağladı deneyimi ve birikimiyle sevgili Akgül hoca. Burak Özçetin’in savunma sanatlarında önerdiği 4 ayrı kulvar ve yöntembilim bizi tekrar ayılttı ve mücadelenin çetin ama mümkün olduğunu hatırlattı.

Hiç unutmayalım, n’olur, hepimizin internet deneyimi kayda değer. Bir kısmı belki de hatırlamak istemediğimiz maceralarla, ilişkilerle, belki de yaftalamalarla dolu. Ama o kısmından öğrendiklerimiz, diğer kısmına değer katıyor olmalı. İşte tam da bu noktadaki diyalektik arzuları, kararsızlıkları, heyecanları, belki de pişmanlıkları paylaşmamız için bir yol açıldı milenyum sonrası: Adına Dijital Hikaye Anlatılarıdiyorlar. Transmedya öykülemesi diyenler de var. Çoklu medyanın, medyanın geçişkenliğinin ve birlikte varoluşunun adeta kutlandığı bir noktada, tam da kesişim noktasında üreyen bir yöntem. Burcu Şimşek’in bu bağlamda Türkiye’ye taşıdıkları çok değerli ve işte geçen hafta kongre esnasında yaptığı atölyeyle paylaşma olanağı buldu meraklılarıyla: http://yenimedya.org.tr/content/at%C3%B6lyeler

Şeylerin interneti kavramını sık duyar olduk literatürde; tam olarak üzerine eğilen ve geleceğe dönük getirilerin neler olabileceğini masaya seren ilginç bir atölye çalışması da Ahmet Sabancı’dan geldi. Eminim bundan sonra internetten konuşurken “şey” dersek, ifade zorluğu çekip araya sıkıştırdığımız kelimeden çok daha fazlasını kast ettiğimiz anlaşılacak(!) Mehmet Atakan Foça’nın “Dijital Çağda Doğrulama Atölyesi” de bir başka keyifliydi. Paylaşılan görsellerin teknik özelliklerinden tutun, olay anını belli fiziksel-coğrafi-tarihi-kültürel özelliklere bağlı olarak irdeleyip doğru olanın izini sürmenin yollarını hep birlikte aradık. Açık kaynak olarak varolan belli araçlar dışında özgür yazılım kullananlara yönelik de araç önerileri pakedi oluşturmak üzerine yapıcı eleştirimi atölyenin hemen sonrasında ilettim. Atakan’ın kısa zamanda bu konuda da kendini yenileyeceğine eminim.

Yeni medya sanatlarına farklı bir soluk getiren “Dalgalar” atölyesi, Veri Gazeteciliği ve her zamanki Crypto-Party etkinlikleri de farklı yelpazeye yönelik etkinliklerdi ve oldukça ilgi çekti. 480 tekil katılımcıya yüz-yüze ulaştığımız, sayısını bilmediğim oranda canlı yayını izleyen, bizlere tweetleriyle ve sosyal medya paylaşımlarıyla destek olan herkese müteşekkiriz. Bu alana gönül veren öğrencilerimiz bizi yalnız bırakmadı. Yerine göre basit gibi görünen ama düşündürücü sorularla bizleri başka boyutlara taşıdılar, sağolsunlar. ÇOÇA’dan Melda Akbaş’ın 2. günün ilk etkinliği Forum’da “Dünyaya seslenmek isteyen bir çocuk” üzerine söyledikleri yüreğime saplandı sanki ve tüm gün boyunca taşıdığım güçlü ses oldu☺ Nilüfer Timisi hocamızın engin dağarcığına, yeni medyayı pürüzsüz ifade etmesine ve moderasyon maharetine bir kez daha hayran kaldım. #yenimedya2015 etiketiyle üreyen zihin örüntülerine göz atmanızı öneririm.

Alternatif Bilişim Derneği üyeleri ve gönüllüleri olarak kongre hazırlık sürecinde öğrendiklerimizin deformasyona değil gelecekte yapacaklarımız için pozitif transfere dönüşmesi ümidiyle 1–2 satır karaladık. Bizleri ta Danimarka’daki minik ekranından izleyen ama sihirli enerjisiyle hiç yalnız bırakmayan Günseli Bayraktutan ve yeni medya için atan gönüllerin sevilen hocası Erkan Saka’yla birlikte aşağıdaki metni ürettik. Öz düşünümselliği biraz olsun terletebilir ama özünde ayrımcılığa karşı dayanışma, bizlere sürekli dayatılan hiyerarşiye kapılmadan dağıtık-yatay düşünmenin ve birlikte üretmenin önemine değinen birkaç meslektaş kelamı…Anlayışınıza ve sabrınıza sığınarak paylaşıyorum.

Yeni Medya Okuryazarlığını Tartışırken Üniversiteyi Yeniden Düşünmek

Ortak düşünmeye, sorgulamaya evrensel birikimin mutfağının, üniversitenin, en iyi ev sahipliği yapacağını düşündük ve işte 2. Ulusal Yeni Medya Kongresi kapsamında hep birlikteyiz. Hazırlık sürecinde eksik olan, enerjimizi sadece bu etkinliğe ayırmamızı engelleyen bir kıvılcım vardı sanki. Bir de üzerine organizasyon yapmanın yıpratıcı etkisi eklenince aslında akademinin, sosyal bilim yapmanın, kurumsal olarak üniversitelerin ve gerek araştırmacı gerek akademisyenlerin bireysel varlıklarının da yeniden sorgulanması gerektiğini düşünür olduk… Medyanın yeni halleri üzerine tartışmaların yapılacağı, bilimsel çalışmalarda akranlar arası sözlü iletişim pratiklerinin masaya serileceği ve paylaşılacağı bir ortamda, gelenekçi akademinin çetrefilli bünyesiyle karşılaştık…Bu bünyeye ait değiştirilmesi gereken yönleri anmak, üzerine düşünmemizi sağlamak, yaptığımız her işin hem kurumsal, hem görünür hem de vicdani düzeyde muhasebesini yapmak da birincil sorumluluklarımızdan diye düşünüyoruz….Aksi halde başta kendimizi, daha da önemlisi birincil hedef kitlemizi aldatmış, hatta ortak çalışmanın sağlayacağı olanakları reddetmiş olurduk. 1,5 yıllık ön hazırlığın muhasebesini beraberce ve yüksek sesle yapmak istedik. Bizce eksik olan ve ivediyetle düşünülmesi, tartışılması gereken unsurlar:

  • Ortak çalışma kültürüne sahip olmamak, bunu başarmış olanların deneyimine inanmamak, direnmek
  • Şeffaf iletişimin eksikliği (kanallar var ancak işletilmesi çeşitli nedenlerle mümkün olmayabiliyor)
  • Profesyonel deneyimin moderasyon ve iyileştirme amaçlı değil hiyerarşi kurma amaçlı kullanımı (bunu özellikle akademi-sivil toplum-gönüllülük paydasında somut örnekleriyle yaşadık)
  • Yatay iletişime direnme, daha da önemlisi bu iletişimin deneyimlenmesi sürecine yönelik güvensizlik
  • Herhangi bir bilimsel etkinliğin hangi amaçla yapıldığına dair uzlaşı (girişimci üniversite, YÖK akademisyenliği gibi bağlamların ortaya çıkması)
  • Hem sürece yönelik hem de bireysel anlamda sorgulama, bu ekosistemin akranlar/ eşler içinden geliştiğini bilmek ve ona göre adım atmak

Paydaşların nitelik ve nicelikleri çeşitlendikçe ortak çalışma yollarının daha da tıkanacağı endişesiyle, bu aşamada ve burada, hep birlikteyken müdahale etmek istedik. Umuyoruz, öz eleştiriden başlayınca gerisi daha yapıcı, paylaşımcı ve geliştirici bir deneyim ortaklığına dönüşür.

Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.

Günseli Bayraktutan, Aslı Telli Aydemir, Erkan Saka

[1] Kongre web sitesi: www.yenimedya.org.tr

[2] R.Stallman’ın İstanbul turu esnasında Hackerspace ve FSF gönüllülerinden Nermin Canik’e Facebook hesabı kullanıp kullanmadığı konusunda “You are not using Facebook; Facebook is using you,” şeklinde verdiği bilge yanıttan etkilenmiş olmalıyım (!)

Bonus: 

YMk2 Açılış konuşması tam metni

Kaynak: http://erkansaka.net/asli-telli-aydemir-aslitelliden-ii-ulusal-yeni-medya-kongresi-uzerine-ve-bir-ortak-metin/


Internet, Yeni Medya ve Özgürlükler

Mart 2, 2015

Yeni Medya Çalışmaları II. Ulusal Kongresi’nin 26 Şubat 2015 tarihindeki açılış konuşmasını Türkiye’de İnternet’in gelişmesinde büyük emeği geçen Doç.Dr. Mustafa Akgül yaptı. Akgül ‘ün konuşmasının tam metnini yayınlıyoruz.

Mustafa Akgül

Bu konuşmada, ben İnterneti nasıl anlıyorum, nasıl görüyorum; İnternet için ne yapmaya çalıştım, çalışıyorum, İnternet için kalın çizgileri ile ne yapılmalıyı, yeni medya ve özgürlük bağlantısına ağırlık vererek anlatmak istiyorum.

İnternet, Soğuk Savaş günlerinde, Sputnik’in yarattığı şok sonrasında, ABD’nin Bilim ve Teknolojiye yönelmesinin yarattığı ortamda bir proje olarak ortaya çıktı. İnterneti ortaya çıkartan ARPANET projesi, Ordunun Araştırma Ofisince fonlandı. Ama, İnternetin ABD Ordusu için, askeri amaçlarla geliştirildiğini söylemek haksızlık olur. Licklider “Galactik Ağ” ile bugünlere yakın bir ağ hayal ediyordu. Bu 1963 de oldu, ArpaNet’in ilk düğümünün kurulması 1969 Eylül, TCP/IP’nin kullanıma girmesi Ocak 1983, webin ilk tasarımı 1989, ayağa kalkması ise 1993’de oldu. Bizim İnternete bağlandığımız yılda 1993 idi.

Kanımca, İnternet insanlığın gelişmesinde Sanayi Devrimi boyutlarında bir gelişmeyi temsil etmektedir. Neelie Kroes, AB’nin önceki başkan yardımcısı ve Sayısal Gündem Komiseri, İnterneti toplumu yeniden yapılandırmada açısından, elektrik, matbaa ve sanayileşme toplamından daha fazla olduğunu söyledi. İnternet, hepimizin yaşamını köklü olarak değiştirdi. Bazılarımız, İnternet öncesini hatırlıyor ama genç kuşaklar İnternetsiz bir yaşamı hiç görmedi. Peki, İnterneti nasıl algılamalı? Nedir İnternet? Buna herkes muhtemelen farklı bir cevap verecektir. İnsanlık, bilim ve teknolojinin öncülüğünde yeni bir toplum biçimine geçişin sancılarını yaşıyor. Buna genelde, “Bilgi Toplumu” diyoruz. Bilgi hep önemliydi. Niye şimdi “Bilgi Toplumu” diyoruz? Ekonomik kalkınmasının ana motorunun, bilim, teknoloji, ar-ge ve inovasyon olduğu, kısaca “bilgi” bulutunda topladığımız, insan beynin ürünleri olduğunu anladık. Bunun sonucunda tüm ekonomik hayat, hizmetler, kamu yönetimi, eğitim, sağlık, eğlence, örgütlenme, halkla ilişkiler, pazarlama kısaca yaşamın tüm boyutları bir değişim, yeniden yapılanma sürecine girdi. Birey tarihte hiç olmadığı kadar öne çıktı; bireysel gelişme olanakları artı, kendi başına bir merkez oldu; kendi matbaası, radyosu, televizyonu, gazetesi mümkün. Bunu makul ücrete, bazen bedava, hızlı ve kolay, uzman olmadan, yapabiliyor.

Hepimiz İnternet sayesinde, sınırların fiilen ortadan kalktığı, sosyal ve kültürel açıdan birleşen bir dünyanın parçasıyız. Kitleler soysal ağlar üzerinden birleşmekte, örgütlenmekte, toplumsal, kültürel ve siyasal etkinlikler yapmakta. Dünyayı sarsan politik gelişmelere en azından katalizör olmakta. Dünya üzerinde dağılmış gönüllüler imece benzeri bir yöntemle tüm insanlığın ortak malı ürünler üretmektedir: Linux ve özgür yazılım dünyası, wikipedia, açık ders malzemeleri, creative commons lisanslı sanat ve fikir ürünleri gibi. Veriye dayalı paylaşım ekonomisi, akıllı ulaşım sistemleri, büyük veri temelli yeni uygulamalar, mobil uygulamalar, IoT, ağ temelli servislerin uzaktan verilmesi gibi pek çok yeni uygulamalar ortaya çıkmaktadır. Kısaca, devrimsel bir gelişmeyi hep birlikte yaşıyoruz. Gelişmenin ne yönde olacağınızı biraz sezinliyoruz, epey de yanılıyoruz. Bu gelişmeyi bireyler, STK’lar, kurumlar olarak etkileme gücümüz var.

İnternetin işaret ettiği Bilgi Toplumun bireyleri, bağımsız, inisiyatif alabilen, yaratıcı, farklı ve aykırı düşünebilen insanlar olacaktır. Bir başka deyişle, bu tür insanları yetiştiremeyen toplumlar, yarışı kaybedeceklerdir. İnternetin tüm toplumu, kamu yönetimini, iş dünyası, sağlık, eğitim, eğlence vs.yi her gün değiştirdiği ortada. İnsanların, toplum içinde eşit bir yurttaş hatta eşit bir dünya vatandaşı olması için bu teknolojileri çok rahat, kolay ve etkin kullanabilmesi gerekir. Bu hem kendini geliştirebilmek, toplumsal hizmetlerden yararlanabilmek, hem de toplumsal yaşama, özellikle siyasal hayata katılabilmesi için elzem olduğu aşikar. İnternetin dünyaya açılan bir sokak olarak düşünürsek, sokaktan gelecek çeşitli tehditler için güvenlik ve mahremiyetin korunması için ciddi bir okuryazarlık gerekmektedir. Gerekli okuryazarlık seviyesi, dinamik olmalı ve sürekli geliştirilmelidir. Bu okuryazarlık düzeyine bilgi/bilişim/yeni medya okuryazarlığı diyoruz. Bu okuryazarlık düzeyine ulaşamamış insanlar, eşit yurttaş olmak yeteneğini kaybedecek ve geri kalacaktır. İnternete erişim temel bir insan hakkıdır. Bu görüş, hem BM belgelerine hem de Avrupa Belgelerine (Konsey, Parlamento) ve Anayasalara girmeye başlamıştır.

Bu konuda 2 yeni eğilimden bahsedeceğim. ABD’nin önemli Bilgisayar Meslek Örgütü ACM, lise fen kolundan mezunların bir çok bilgisayar dersi alması gerektiğini söylüyor. Bir başka deyişle, Bilişimin temel kavramlarını her yurttaşa öğretmek zorundayız. Bilişim sistemlerini “büyülü tek tuş” sistemi algısından kurtarıp, olanaklarını, limit ve riskleri öğretmeli, ağ, veri tabanı, güvenlik, mahremiyet, etik, estetik, ifade özgürlüğü, hukuk temel kavramlarını öğretmeliyiz. Bunu tarihçiye, iş adamına, tarımcıya, öğretmene, kısaca her yurttaşa anlatmalıyız.

Yeni gelişen ikinci nokta programlamanın herkese öğretilme çabasıdır. Web’in kurucusu Tim Berners-Lee, inovasyon kongresinde herkese program yazmayı önermişti. Politikacılara programlama öğretmeliyiz ki, doğru düşünmeyi öğrensinler diyor. Programlama öğrenmenin düşünme alışkanlıklarını olumlu etkilediği, bütünsel düşünmeyi geliştirdiği düşünülüyor. Bu bakışın sonunda, ana okulunda programlama öğretme, programlama kampları, hacketonları, çalıştayları vs. ile bütün dünyada en başta gençleri programlamaya alıştırmak ve sevdirmek yönünde bir çaba söz konusu. Okul öncesi çocuklara da programlama öğretme çabaları var. Türkiye’de bu yönde kampanyalar ve çalıştaylar yapılıyor, bu konuda uzmanlaşan şirketler var.

Türkiye Ne Durumda ? Ne Yapılmalı ?

Kalın cizgilerle bakarsak, iyimser yönde dünya ortalamasını yakaladık, genelde Avrupanın gerisindeyiz. Bazı sektörlerde iyiyiz, finans, e-devlet hizmetlerin sunumunda, Uyap, Vedop gibi bir çok hizmette ödül aldık. Özgürlük, yasaklar, toplumsal cinsiyet, hukukun üstünlüğü, gelir dağılımı gibi indekslerde cok gerideyiz, yer yer utanılacak konumdayız. Türkiye bir yandan, İnternet ve temsil ettiği bilişim, ar-ge, inovasyonu teşvik için, e-devlet projeler, örnek vaka haline gelmekte olan fatih projesi için cömertçe para harcıyor, rol model olarak Bil Gates, Steve Jobs, Zukerman’ı öne çıkartıyor, öte yandan gerekli ön koşul olan özgürlükler, hukukun üstünlüğü, ifade ve basın özgürlüğü ve adil rekabet koşullarını sağlaması gerektiğini anlayamıyor, algılayamıyor, uygulayamıyor.

Türkiye İnternetin neyi temsil ettiğini kavrayamadığı için, İnternetin gelişmesi, toplumsal yarar sağlanması, toplumu bütünleştirmesi, dünya ile rekabetin önemli aracı olarak kullanmaya odaklanamamış, daha çok tasarruf, ihracatı teşvik gibi parçalara odaklanmaya çalışmıştır. Bu nedenle, bütünsel, tüm paydaşları kapsayan, ortak aklı ortaya çıkaran katılımcı yapılar kuramamış ve ortaya çok parçalı, daha çok marjinal problemlere ve dar çıkarlara odaklanılmış ve sonuçta Türkiye gemisinin rotası Bilgi Toplumuna dönememiştir. Gates, Jobs, Zukerman çıkartmak isteyenler, Twitter, Facebook ve Youtube’un kökünü kazımayı hedeflemişlerdir.

Benim eskilerde epey tekrarladığım bir önerimi kısaca izninizle özetlemek istiyorum: 1) strateji, 2) siyasal irade, 3) sorumlu koordinasyon merkezi (bakanlık, müsteşarlık), 4) her yıl gözden geçen eylem planı, 5) TBMM de komisyon, 6) yıllık, herkese açık değerlendirme, geri besleme yapıları (konferans). Bir başka deyişle, işin önemini kavramış bir siyasi liderlikle, tüm paydaşları içeren, tüm toplumu kapsayan, katılımcı, saydam, yönetişimi öne çıkaran yapılar kurmak gerekir. Gerisi gelir. Tekrarlamakta yarar var: özgürlük, hukukun üstünlüğü, aykırı ve farklı görüşlerin yeşereceği bir ortam ön koşul.

Peki, yeni medya okuryazarlığı yelpazesinde Türkiye ne durumda? Ben konu uzmanı değilim. Elimde sunacak bilimsel veriler yok. Deneyimlerimden hareketle bir kaç şey söylemek gerekirse; durum pek parlak değil. Konferanslara bildiri sunan, kurslara katılan, katılmak isteyenler, bilişim sınıfındaki öğrencilere bakınca durum düşündürücü. Hiç grup haberleşmesine katılmamış, açık yönergeyi anlamayan, yönergeyi okumayan, şu adrese yazın denmesine rağmen, o mesajı cevaplayan o kadar çok ki.

Kendi maceram konusunda bir kaç sey söyleyip bitirmek istiyorum. Bilkent’e 1987 Haziranında katıldım. Yurt dışında iken o zamanki İnterneti kullanmıştım. Birkaç ay sonra Bilkent, ODTÜ üzerinden bir terminal ile Bitnet ağı olan TÜVAKA’ya bağlandı, daha sonra kendi makinası üzerinden bağlandı. Bağlantı tüm ülke içinde 9.6Kps, idi. 89 yılında Ege’deki düğüm üzerindeki DOST listesinde niye TCP/IP (İnternet) ağına bağlanmıyoruz tartışması oldu. Ben o tartışmanın aktif katılımcılarından biriydim. 12 Nisan 1993’de Türkiye İnternete bağlandığında, herkese çok savunduğum İnterneti anlatmak zorunda hissettim. 1993 Bilişimde bir oturumda, Attila Özgit ve Ufuk Çağlayan’la buluştuk. Ufuk GOSIP hakkında, Attila TR-Net hakkında bende “İnternet: Eğitim ve Araştırma Yeni Olanaklar” başlıklığıyla konuştum. O yıl sonunda DIE’de istatistik Kongresinde İnterneti anlatan bir seminer verdim. Notları özet olarak Cumhuriyet Bilim Teknikte yayınlandı. 94 Şubatında Tubitak’ta Üniversitelere yönelik bir demo yapılmıştı. Benim notlarım gelişmişti. O dağıtıldı. 1994 yılında servis.net.tr çalışmaya başladı (ODTÜ’de). MAM’da benzeri bir servis başladı. Benim notlar, “İnternet: Bilgiye erişimin yeni araç ve olanakları” adıyla yayınlandı. 94 bilişimde “İnterneti Nasıl Geliştiririz?” konulu bir forum/çalıştay yaptık. Pek bir şey çıkmadı. Konuyu bilende azdı. Servis.net.tr ve MAM servisi ya x.25 üzerinden ya da şehirler arası tarifeden ve düşük kapasite modemlerle çalışıyordu.

Tr-net ile TT (PTT) arasındaki İnterneti birlikte büyütme projesi görüşmeler koptu. TT ihaleye çıktı. TUR-NET ortaya çıktı. İhalenin ertesi günü, inet-tr yapıldı. İnet-tr , üniversitelerde ortaya çıkan çatışmaları azaltmak, herkesi bir masa etrafında toplamak ve ortak akıl oluşturmak amacıyla ortaya atıldı. İlk konferans buna odaklandı. İnet-tr’96 yı yeni kurulan Yeditepe’de, ’97 de ODTÜ’de yaptık. Kamuya yönelik ve demokrasi oturumları hep öncelikliydi. İnet-tr’97 de özel bir kamu oturumu yaptık. Başbakanlıkla temas halindeydik, onlara ilk web, mail ve gopher sunucunu ben kurmuştum. 1997 konferansında Internet Üst Kurulu kurulma kararı çıktı. İlk toplantı Ocak 98 de idi. İlk toplantıdan sonra İnternet Haftası kararı çıktı. İnternet günü önerisi, İnternet Haftasına döndü ve 2 hafta olarak uygulanmaya başlandı. Şubat 98 de ise KamuNet konferansı yapıldı. İnet-tr’98 de ise Akademik Bilişime karar verildi. Kamunet 1 kere yapılabildi. Bazıları içten bazıları dıştan engellediler. Bu yıl İnet-tr’nin 20.sini yapacağız. Akademik Bilişimin 17.sini yaptık. İnternet Haftasının 18.sini yapacağız.

Bu arada bunlarla içiçe Özgür Yazılım ve Linux etkinliklerini yaptık. Linux kampını 2010’da başlattık. Akademik Bilişim öncesi 4 günlük kursları da 2010 da Urfa Konferansında başlatmıştık.

Tüm bu etkinliklerde iİnterneti toplumun gündemine taşımak, İnternet kültürünü yaymaya çalışmak, bilgi ve deneyim paylaşım ortamı sunmak, insan gücü yetişmesine katkıda bulunmak, ortak akıl oluşması için çaba harcamak, iyi bir örnek olmak, ve bu konuların tartışılması için bir platform oluşturmak hedeflenmişti. Bu platformları ayakta tutmaya çalıştık. Bunu benimle birlikte hareket eden, destek olan pek çok kişiyle birlikte yaptık. “İnternet Çetesi” sözünü duyanlar, bunun bizim çekirdek kadromuz olan Ufuk, Attila ve Ethem Derman’ı kapsadığını bilir. Ama, pek çok dosttan, internet gönüllüsünden destek aldık.

Peki bundan sonra ne yapmalı? Benim nacizane önerilerim: pozitif yaklaşmak, teslim olmamak ve elden gelen çabayı, olabildiğince örgütlü bir şekilde göstermektir. Bazı daha somut örnek olarak, bu konuların doğru terim ve çerçevede tartışılmasına çaba harcamak, bu konularda ciddi araştırma yapmak ve bunu yayınlamak (bilimsel dergilerle, sınırlı olmamak kaydıyla), İnterneti etkin bir şekilde kendi işimizi daha iyi yapmak için kullanmak, topluma örnek olmak ve destek isteyen gruplara destek olmaktan bahsedebiliriz. Topluma Entelektüel liderlik etmek akıldan çıkmaması gereken bir hedef. İnterneti diğer teknolojilerle birlikte kullanmaktan kaçınmamak, slacktivizm den uzak durabilmek önemli.

Ülkede ve dünyada yalnız değiliz. Eşit bir dünya vatandaşı olarak tüm dünya ile empati ve dayanışma içinde olmak gerekir.

İflah olmaz bir iyimser olarak, eski sloganımı tekrarlamama izin verin: İnternet Yaşamdır !


Yeni Medya Okuryazarlığı Politik Bir Meseledir, Genellikle Asimetrik ve Tahakküme Dayalı Toplumsal İşlevi Vardır

Mart 2, 2015
Alternatif Bilişim Derneği Üyesi Burak Özçetin : “Ama bu savunma sanatı olarak yeni medya okuryazarlığında söyleyeceğimiz şey şu: Asıl bizi korumaya çalışanlardan kendimizi nasıl koruyacağımıza dair bir sanat ve zanaat geliştirmek. Burada 2 olağan şüpheli var. Bunlardan biri devlet, diğeri de şirket. Sadece devletler değil, şirketler de sizi izliyor; ne yaptığınızı, ne ettiğinizi, nereye gittiğinizi, her an nerede olduğunuzu. Ve aslında bir yandan da biz de çok gönüllü, içten bir şekilde de bu süreçlerin bir parçası oluyoruz.”

Perşembe günü Kadir Has Üniversitesinde başlayan “Yeni Medya Çalışmaları II.Ulusal Kongresi” sırasında bir hayli ilginç oturumlar vardı. Bunlardan birisi de, Akdeniz Üniversitesi öğretim Üyesi Burak Özçetin’in sunumuydu.

Uzun süredir malum “sosyal medya kullanımı”, “troller”, “Fuat Avni” filan tartışıyoruz. Bu sunumda, hemen hemen bunun tamamına yönelik bir tartşma var. Bu nedenle önemli bir sunum olarak değerlendirdik. Önce vakti olmayan turk-internet.com okuyucuları için kısaca özetledik ama devamını okumak isteyenler için, –kendisinden izin alarak– asıl sunumu video ve içerik olarak da ekliyoruz. Çünkü bu konuların tartışılması gerektiğini düşünüyoruz. Özçetin’İn sunumunda ilgimizi çeken maddeler şunlar oldu;

  • Günümüzün Yurttaşlık tanımı nedir?
  • Yeni medya okuryazarlığı ama nasıl?

    Özçetin’e göre, “Yeni medya okuryazarlığı” teknik ya da pedogojik olmaktan çok politiktir. 4 başlık altında okunabilir.

    1. Sükun Sanatı Olarak yeni Medya okuryazarlığı
      • Karşı karşıya kaldığımız metinler, anlamlar hiçbir zaman saydam değildir.
      • Bütün verilerin artık arkasında mutlaka ve mutlaka toplumsal iktidar ilişkileri ve genellikle de asimetrik ve tahakküme dayalı olan toplumsal işlevler vardır
    2. Savunma Sanatı Olarak yeni Medya okuryazarlığı
      • Asıl bizi korumaya çalışanlardan nasıl korunacağız?
      • Bilgiyi şifrelemek, şifreyi çözmekten daha kolaydır.
    3. Taarruz Sanatı Olarak yeni Medya okuryazarlığı
      • Akrif izleyicilik, sadece izlemeyen, yorum katan izleyicilik
      • Örgütlenme, eyleme katılma, bir araya gelme, yaratma, kendi medyanı yaratma, kendi içeriklerini oluşturma, kendi katılım kanallarını geliştirme
      • Zorunlu “ hack kültürü ve ahlak bilgisi” dersi
      • Hacklemek, size verilen teknolojileri olduğu haliyle kabul etmek yerine, belki bozmak ama yeniden yapmaktır.
    4. Özgürleşme Sanatı Olarak yeni Medya okuryazarlığı
      • Yeni medya kanallarındaki bilgi ile ilişkiye geçmek, bilfiil pratikteki hallerine odaklanmak ve bu halleri ile bir diyalog geliştirebilmek

“Yeni Medya Okuryazarlığı ve Katılımcı Yurttaşlık Sanatı” başlıklı bu sunumu aşağıda tamamıyla ve Özçetin’in kendi kelimeleriyle sunuyoruz;

Kadir Has Üniversitesi’ne, İletişim Fakültesi’ne çok çok teşekkür ediyorum, şahane bir ev sahipliği yaptılar. Ben, Burak Özçetin, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim üyesiyim aynı zamanda Alternatif Bilişim Derneği üyesiyim. İkinci kimliğim ile bugün buradayım. Bugün, yeni medya okuryazarlığı ve katılımcı yurttaşlık üzerine konuşacağım. Yalnız, bildirimde de gördüğünüz üzere, programdan biraz daha farklı bir ismi var; içeriği değişmedi ama üzerinde düşündüğüm ve zamanla biraz oturan bir kavram yansıdı metne: “Yeni Medya Okuryazarlığı ve Katılımcı Yurttaşlık Sanatı. “

Hepinizin bildiği üzere bu oturumlar boyunca sürekli üzerinde duracağımız meselelerden birisi, günümüzde yurttaşlığın nasıl bir yeniden anlamlandırma ile karşı karşıya olduğu. Mevcut yurttaşlık paradigmalarının artık günümüz toplumlarında yurttaşların aktif bir şekilde eylemeye, siyasal eyleme katılmaya çok da yeterli araçlar bu çerçevede sunamadığını ve yeni medya çağında – üstüne ne derseniz deyin; dijital çağ, yeni medya çağı, artık ne derseniz deyin- artık yeni bir algıya ve yeni bir anlayışa sahip olmamız gerektiğine dair bir mutabakat var.

Ben bu çerçeveden hareket ile, “ yeni medya okuryazarlığı ama nasıl?” gibi bir soru ile başlamak ve bu “ nasıl?” sorusuna 4 ayrı sanat ya da zanaat – tam da Richard Sennett’in “Zanaatkâr” isimli kitabında anlattığı şekliyle- bir sanat ve zanaat olarak yeni medya okuryazarlığının nasıl ele alınabileceğine dair bir öneri, politik bir öneri sunmak istiyorum.

Bunlardan birincisi bir yapı sükun sanatı olarak, kelimenin tam da bildiğimiz – biraz sonra da açacağımız anlamıyla- bir yapı sükun sanatı olarak yeni medya okur yazarlığı, bir savunma sanatı, zanaatı olarak yeni medya okuryazarlığı, taaruz sanatı olarak yeni medya okuryazarlığı ve bir özgürleşme sanatı olarak yeni medya okuryazarlığı.

Az sonra göreceğimiz üzere, bu 4 farklı zanaat ya da sanat aslında vatandaşlık sanatı ya da yeni vatandaşlık zanaati dediğimiz şeyin iç içe girmiş bir şekilde besleyicilerinden biri olarak ele alabileceğimiz bir vatandaşlık sanatına götürecek bizi.

Sükun Sanatı Olarak YMO : Karşı karşıya kaldığımız metinler, anlamlar hiçbir zaman saydam değildir.

“Sükun sanatı olarak yeni medya okuryazarlığı”ndan aziz dostumuz Roland Barthes bize bir şeyler anlatıyor. Barthes’in anlattığı şekli ile karşı karşıya kaldığımız metinler, anlamlar bunlar hiçbir zaman saydam değildir. İzlediğimiz şey, semboller, simgeler dediğimiz şey, buların hiçbiri, hiçbir zaman saydam, nötr, bağımsız, tarafsız şeyler değil; bütün verilerin artık arkasında mutlaka ve mutlaka toplumsal iktidar ilişkileri ve genellikle de asimetrik ve tahakküme dayalı olan toplumsal işlevi vardır içgörüsünden ya da öngörüsünden hareket edeceğim.

Burada da ilk nokta, yeni medya okuryazarlığının teknik ya da pedagojik bir mesele olduğu değil, tam da politik bir mesele olduğuna dair bir vurgu. Az önce de bahsettiğim gibi, gerçekliğin saydam temsilini değil – medya metinlerinin- gerçekliğin toplumsal inşasında etkili birer etken olarak ele alınması gerektiğine dair bir durum.

Yine, Barthes’ten aldığımız bütün metinlerin, karşı karşıya kaldığımız bütün medya metinlerinin doğallığını ve bu doğallığın arkasında yatan asimetrik toplumsal iktidar ve tahakküm ilişkilerini sarsmaya yönelik bir okuma.

İdeoloji ve kültür eleştirisi her türlü sistemin hâkim değer ve ideolojinin çözümlenmesi ve medyanın ekonomi politiğini yani bize bu metinlerin nereden geldiğine dair bir algının bir şekilde yerleştirilmesi, ki ‘ekonomi politik’ten kastımız, sadece emek süreçleri ya da klasik anlamı ile sahiplik yapıları değil, günümüzde duygulanımsal emek, bilişsel emek, vs gibi kavramları da içerecek daha geniş bir perspektifin yerleştirilmesi gerekiyor.

Ve bu konunun çok sevdiğim sorularından birisi, ne ile karşılaşır ise karşılaşsın sorduğu, “ bu karşılaştığımız şey kimin çıkarına?”

Karşı karşıya olduğumuz metinler, karşı karşıya olduğumuz medya metinleri bunların kimin çıkarına olduğuna dair bir içgörünüm ya da bir çerçevenin yerleştirilmesi. Yani katılımcı bir yeni medya okuryazarlığı paradigmasının ilk “öğretmesi”, – “öğretme”yi tırnak içine alıyorum çünkü dördüncü maddemiz bununla ilgili olacak- “tartışılması” gereken ilk şey, bu yapı sükun sanatı.

Savunma Sanatı Olarak YMO : Gözetleyen 2 Şüpheli; Devlet ve Şirket

En sevdiğim ikinci sanat ya da zanaat; savunma sanatı olarak yeni medya okuryazarlığı. Alternatif Bilişim Derneği’nin kem gözlere şiş –aynı zamanda siteye de girmenizi öneririm—sitesi ya da yine Phorm şirketine karşı yaratılan bir internet sitesi gibi.

Julian Assange bize “Şifrepunk”[2] kitabında – Metis Yayınları’ndan da Türkçe’ye çevrildi- şöyle bir şey söylüyor: “ Elinizdeki en önemli özgürleşme aracı olan internet, totoriterliğin bu güne dek görülmedik düzeyde tehlikeli bir yöntemi haline gelmiştir. İnternet, insanlık için tehlike arz etmektedir.”

Tabii, burada öcü bir şeyden ziyade, tam da savunma sanatından, savunma zanaatından mahrum olan bireylerin vatandaşların internette karşı karşıya kalacağı gözetim, denetim, fişlenme, kategorizasyon vs gibi tehditlere dikkat çekiyor. Ve burada “ korunma” sürekli bize vurgulanan noktalardan birisi. Ne diyorlar; “güvenli internet lâzım, korunmanız lâzım”.

Ama bu savunma sanatı olarak yeni medya okuryazarlığında söyleyeceğimiz şey şu: Asıl bizi korumaya çalışanlardan kendimizi nasıl koruyacağımıza dair bir sanat ve zanaat geliştirmek. Burada 2 olağan şüpheli var. Bunlardan biri DEVLET, diğeri de ŞİRKET.

Sadece devletler değil, şirketler de sizi izliyor; ne yaptığınızı, ne ettiğinizi, nereye gittiğinizi, her an nerede olduğunuzu. Ve aslında bir yandan da biz de çok gönüllü, içten bir şekilde de bu süreçlerin bir parçası oluyoruz; çok seve seve, bile isteye; gittiğimiz her yerde nerede olduğumuzu söyleyerek. İşte, forsquare’ler ile, swarmlar ile, Vine videolarıyla, Facebook’la, Twitter’la, location bilginizle, her şekilde sürekli devletlere ve şirketlere büyük bir data veri sağlıyoruz.

Burada pek çok konu var. Bunları açıklamak tabii ki burada mümkün değil ama Protect IT Act, Anti Multi XX Trade Aggreement, Deep Inspection Package yani Derin Veri Analizi, Güvenli İnternet, Phorm- geçenlerde güzel bir haber aldık Phorm ile ilgili- Gezinti, 5652 gibi her şeyde internet aynı zamanda bir sansür, denetim, gözetim ve fişleme aracı olarak- ve savunma sanatı olarak yeni medya okuryazarlığı tam da yine Assange’ın söylediği “bilgiyi şifrelemek, şifreyi çözmekten daha kolaydır.”

Tam da medya okuryazarı yurttaşların kendilerini bu tehlikeden, bu tacizden, bu sürekli gözetim halinden nasıl savunabilecekleri, kem gözlerden nasıl kendilerini savunabileceklerine dair bir sanat geliştirmek.

Taarruz Sanatı Olarak YMO : Kendi Yorumunu Katan İzleyiciler Olalım

Bu sanat ile ve diğer meseleler ile çok ilintili olarak bir taaruz sanatı olarak yeni medya okuryazarlığına gelelim. Burada “aktif izleyici” yani karşımızda olan şeyi sadece ve sadece medya mesajlarını basit bir şekilde temellük eden, absorbe eden basit bir izleyici değil, kendi yorumunu katan, o medya mesajlarını –istediği şekilde demeyelim tabii çok fazla tahrik etmiş oluruz ama– muhtelif okuma ile takip tutabilen yaratıcı bir dil. Ve burada vurgumuz taaruz sanatı olarak –militarist bir şey gütmediğimi de belirtmek isterim– örgütlenme, eyleme katılma, bir araya gelme, yaratma, kendi medyanı yaratma, kendi içeriklerini oluşturma, kendi katılım kanallarını geliştirme yönünde bir şey. Alternatif Bilişim masasında muhteşem bir derleme, bir kitap vardır; hemen “ Hack Kültürü ve Hactivizm” adıyla.

Alternatif bilişimin e-mail listesinden gelen bir espiridir- mümkünse zorunlu din derslerinin kaldırılıp yerine zorunlu “hack kültürü ve ahlak bilgisi” derslerinin konulması yönünde bir öneri.

Buradaki hackerlıktan kastımız – aman yanlış anlamayalım – TDK’nın hackerlik tanımı; korsan, çalan, çırpan, yaygınlaştıran, izinsiz verileri satan vs gibi çok feci bir hacker tanımı şeklinde. çok feci başka tanımların yanı sıra- Buradaki hackerlik aslında merak etmek, oynamak, size verilen şeyleri verili haliyle kabul etmemek, bozmak.

Aslında hacker manifestolarında çok güzel şeyler vardır: Bir öğrenci yurdundasınız, makarna yapacaksınız, hiçbir şeyiniz yok, cattle’ı kullanıyorsunuz makarna yapmak için, aslında makarna yapmak eylemi ya da yemek yapmak eylemini hacklemiş oluyorsunuz ya da MIT’Nin kadar uzanan tarihinde eşek şakalarından vs. lere kadar uzanan ya da elinize gelen videolar, bilgisayarlar, vsler… – ben öyle bir çocuktum ve hâlâ öyle bir çocuğum- ne gelirse gelsin içini açıp bakmak isterim. Nasıl çalışıyor bu?

Hacking böyle bir şey, hacklemek böyle bir şey. Size verilen teknolojileri olduğu haliyle kabul edip, Akgül hocanın söylediği gibi, “tek tuş teknolojisi, kolay kullanım, tek tuş ile erişimler” yerine… “Çok tuş ile iletişim, etrafından dolanarak iletişim, merak ederek, kırarak, bozarak iletişim”.

Genellikle biliyorsunuz bu tür elektronik eşyaların içlerini açma işleminin sonucu genelde bozulur ama hackerlik tam da bu “bozarak yeniden yapmak”.

Yani, taarruz sanatı olarak YMO’dan bir yandan bir örgütlenme meselesi olarak interneti ele almak ya da alabilmek, bir bağlantılanma meselesi olarak ele alabilmek, bir yandan da bir hacking, bir hackleme meselesi olarak ele alabilmek.

Özgürleşme Sanatı Olarak YMO : Yeni medya kanallarındaki bilgi ile ilişkiye geçerek, bilfiil pratikteki hallerine odaklanmak ve bu halleri ile bir diyalog geliştirebilmek gereklidir

Sonuncusu, bir özgürleşme sanatı olarak yeni medya okuryazarlığı. Naçizane- umarım ukalalık olarak addetmezsiniz- hem öğrencilerimiz, hem de ben ve eğitim meselesi üzerine düşünmeyi kendine dert edinen herkesin bu aralar başucu kitabı olmaya aday bir iki kitap var sürekli döne döne okuduğu: Jacques Ransier’in “ Cahil Hoca” ile “Özgürleşen Seyirciler” (isimli kitapları). Burada biz yeni medya okuryazarlığının bu 4 zanaat dediğimiz zanaatin dördüncüsü olan bir özgürleşme sanatı olarak görüyoruz yeni medya okuryazarlığını. Yeni medya okuryazarlığı buradaki önerim şu olacak: öğretilebilecek bir şey değil. Müfredata alınabilecek bir şey değil. Zorunlu ders önerisi yaptık, o ayrı ama bilen bir öznenin, bilen bir hocanın bilmeyen kitleleri aydınlatmaya yönelik –işte ne diyeyim- bir aydınlatma faaliyeti değil.

Şu alıntı biraz uzun olmakla birlikte –powerpointlerde çok hoş bir strateji değil böyle uzun alıntılar yapmak ama- çok güzel bir alıntıdır. Bunu bir okumak istiyorum:

      “ Cahil Hoca’nın – kitabın adı- böyle bir ad almasının sebebi hiçbir şey bilmemesi değil, cahilin bilmediğini bilme olayını reddetmesi ve bilgisiyle hocalarını birbirinden ayırmasıdır.
      Öğrencilerine kendi bildiğini öğretmez, onlardan şeyler ve göstergeler ormanında maceraya atılmalarını, gördüklerini ve gördüklerinden ne anladıklarını söylemelerini, bunu teyit etmelerini ve teyit ettirmelerini ister.
      Cahil hocanın bilmediği, kabul etmediği şey zekâların eşitsizliğidir. Her mesafe olgusal bir mesafedir ve her entelektüel edim, cehalet ile bilgi arasında kat edilen bir yoldur.
      Bütün o sınırları ile birlikte her türden sabitliği ve konumlar hiyerarşisini hiç durmaksızın kaldıran bir yol.”

Yani tekrar etmek gerekir ise, yeni medya okuryazarlığının ancak ve ancak “pedagojik bağlantı ” dediği öğreten –özne, öğrenen pasif-özne ikiliğinden ayrı olarak bir özgürleşim siyaseti, bir özgürleşim pratiği olarak öne sürüldükçe başarılı olabileceğini düşünüyorum.

Bunun da aslında bir açıdan yine öğreten bir öznenin kitleleri aydınlatması, kitlelere yeni medyayı nasıl kullanacaklarına dair bir çerçeve sunmasından ziyade, yeni medya kanalları internet, forumlar, siteler, networklar, vs’lerdeki bilgi ile ilişkiye geçerek, zaten halihazırda forumlarda, vs’de, her yerde güvenilir bulduğumuz yeni medya okuryazarlığının bilfiil pratikteki hallerine odaklanmak ve bu halleri ile bir diyalog geliştirebilmek olduğunu düşünüyorum.

Bu 4 sanat ile birlikte sunumumu kapatıyorum. Çok teşekkür ediyorum sabrınız için.

[1] Wikipedia / Roland Barthes

[2] Julian Assange : ŞifrePunk – Metis Yayınları

Kaynak: http://www.turk-internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=49226

YENİ MEDYA OKURYAZARLIĞI KAPSAMLI ŞEKİLDE ELE ALINIYOR….

Şubat 21, 2015

YENİ MEDYA KONGRESİ DETAYLI PROGRAM:

26 Şubat 10.00-10.30   Açılış Konuşmaları (Cibali Salonu):

Prof. Dr. Sevda Alankuş (Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi)

Ali Rıza Keleş (Alternatif Bilişim Derneği)

10.45-11.15  Davetli Konuşmacı (Cibali Salonu):

Mustafa Akgül (İnternet Teknolojileri Derneği)

————-  11.30-13.00

I. OTURUM : Katılımcı Yurttaşlık: Paradigmalar ve Uygulamalar -Cibali Salonu
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Sevda Alankuş (Kadir Has Üniversitesi)

Burak Özçetin; Yeni Medya Okuryazarlığı ve Katılımcı Yurttaşlık: Sorunlar, Paradigmalar, Uygulamalar

Eylem Yanardağoğlu; Yeni Medya Okuryazarlığı, Yurttaşlık ve İfade Özgürlüğü

Merve Apsar Güzelkokar; Fanatizmin Dijital Boyutu

Suncem Koçer; Türkiye’de Kitlesel Fonlama (Crowdfunding) Kampanyaları: Kültürel Bir İnceleme
——
II. OTURUM :  Kuşaklar ve Kimlikler – Fener Salonu
Oturum Başkanı: Doç. Dr. Kerem Rızvanoğlu (Galatasaray Üniversitesi)

Gizem Ergülşen, Ayşe Narin, E. Pelin Baytekin; Farklı Kuşakların Yeni Medya Okuryazarlık Düzeylerine Yönelik Karşılaştırmalı Bir Araştırma

Mesude Yüsra Arslan; Kadınların Yeni Medya Okuryazarlığına İlişkin Bir Çalışma

Nurseli Tamer, Sinem Vatanartıran; Ergenlerin Teknolojik Zorbalık Algıları ve Bir Müdahale Örneği

Ozan Kocabaş, Selçuk Çetin; Y Gençlik ve Dijital Aktivizm: Ankara Tuzluçayır Örneği

Tuğba Asrak Hasdemir; Yeni Medya Okuryazarlığı ve Türkiye: MOY 2014 Hakkında Bir Değerlendirme

———  26 Şubat 14.00-15.30

III. OTURUM : Siyasal İletişim Cibali Salonu
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Bülent Çaplı (Bilkent Üniversitesi)

Alev Aslan; Ağlar Oluşturan Toplumsal Hareketler ve Yeni Medya

Ferah Onat, Cudi Kaan Okmeydan; Siyasal İletişim Çalışmalarında Adayların Sosyal Medya Kullanımı ve Demokratik Katılım: 30 Mart 2014 Yerel Seçimleri Örneği

Gülüm Şener, Perrin Öğün Emre, Fatih Akyıldız; Türkiye’de Sosyal Medyanın Siyasi Katılıma Etkileri

Mesude Yüsra Arslan; Sosyal Medya Fenomenleri Kanaat Önderi Olabilir Mi?

Sevilay Arslan; Yeni Medya Okuryazarlığı ve Aktif Yurttaşlık

IV. OTURUM : Yeni Okuryazarlıklar – Fener Salonu
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Hasan Akbulut (İstanbul Üniversitesi)

Altuğ Akın, Burak Doğu, Oral Gerek; İnternet ve Bilişim Alanında Faaliyet Gösteren Sivil Toplum Kuruluşları Üzerine Bir İnceleme: Sınırlar ve İhtimaller

Aslıhan Ardıç Çobaner, Beste Gülgün; Sosyal Medyada Eleştirel Sağlık Okuryazarlığı: Facebook’ta Hasta ve Hastalık Örgütlenmeleri

Erdem Alper Turan; Gökkuşağının Dijital Ortama Yansımasına Yönelik Bir Gözlem: LGBTİ STK’ların Yeni Medya Kullanımları

Nalan Sınay; Yeni Medya Okuryazarlığı ve Toplumsal Dönüşüm

Zeynep Benan Dondurucu; Sivil Toplum Kuruluşlarının Sosyal Medya Üzerinden Halkla İlişkiler Çalışmaları: Haytap Örneği

15.30-16.00  —  Çay/Kahve Arası

—————-    16:00-17:45

V. OTURUM : Kent ve Yaşam – Cibali Salonu
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Banu Baybars Hawks (Kadir Has Üniversitesi)

Ayça Bayrak; “Yeni” Müzelerdeki “Yeni” Medya Araçları Vaka Çalışması: İstanbul Modern

Ergin Bulut; Dijital Oyun Endüstrisinde Güvencesiz Çalışma: Arzu Ekonomisinde Hazzın Azalması ve Oyun Kalite Kontrol İşçilerinin (Tester) Deneyimi

İdil Sayımer, Tülay Yazıcı; Yeni Medya Teknolojileri ve Akıllı Kent Uygulamaları; Amsterdam Kenti Örneği Üzerine Bir İnceleme

Tezcan Durna, Nehir Durna; Taşrada Sosyal Medya Kullanımı: Facebook’ta Cemaatin Yeniden Üretimi

Yeliz Özdemir; Eleştirel Medya Okuryazarlığı ve Akıllı Telefonlar

VI. OTURUM : Dijital Gözetim – Fener Salonu
Oturum Başkanı: Doç. Dr. Melih Kırlıdoğ (Marmara Üniversitesi)

Ahmet A. Sabancı; Robotun Gözü: Yeni Medyada Göz, Görme ve Görünmezlik

Derya Tellan; Büyük Veriyi Okumak Mümkün mü?

Faruk Çayır; İnsan Hakları Açısından Gözetim, İzleme ve Kişisel Verilerin Korunması

İrem İnceoğlu; Ulusal Güvenlikten Bireysel Haklara Tarihsel Süreçte Dönüşen İnternet Söylemleri

Mustafa Altıntaş, Mutlu Binark; Veri İkizlerimizin Farkında Mıyız? Dijital Gözetimin Çeşitli Boyutlarına Karşı Farkındalık…

Nursel Bolat, Esennur Sirer, Ayşegül Akaydın;  Panoptikondan Gözetim Teknolojisine: Devletin Kontrol Kurma Süreci

17.45-19.30  Kokteyl

=================     27 Şubat 2015 Cuma

10.00-11.30  AÇIK TARTIŞMA – Cibali Salonu
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Nilüfer Timisi (İstanbul Üniversitesi)

Yeni Medya Okuryazarlığına Farklı Paydaşların Bakış Açıları
Açık tartışmaya katılacak kurumlar daha sonra ilan edilecektir.

—————–   12:00-13:30

VII. OTURUM : Yeni Medya Yayıncılığı – Cibali Salonu
Oturum Başkanı: Yrd. Doç. Dr. Tolga Çevikel (Galatasaray Üniversitesi)

Erdoğan Şekerci; ‘Kendin Çek, Kendin İzlet’: Gezi Sürecindeki Çevrimiçi Haberciliğin Performans Kuramı ile Yorumlanması:

Murad Karaduman, Betül Akbulutgiller; Yeni Medyada Nefret Söylemi ve Ayrımcı Söylem: Gazetelerin Twitter İletileri Üzerine Bir Analiz

Ruhdan Uzun; Türkiye’de Çevrimiçi Gazetecilik: Basılı Gazetelerin Web Sitelerinde Yeni Medya Teknolojilerinin Kullanımı

Sibel Karaduman; Değişen Televizyon İzleme Alışkanlıkları ve Yeni Medya

Tirşe Erbaysal Filibeli; Gezi Parkı Protestoları Sürecinde Yeni Medyanın Gazeteciler Tarafından Kullanımı ve Barış Gazeteciliği

Zeynep Özarslan; Eleştirel Yeni Medya Okuryazarlığının Geliştirilememesinde Geleneksel Medyanın Rolü -2013 Yılı Boyunca Hürriyet, Radikal Ve Zaman Gazetelerinde Sosyal Medyanın – Gezi Hareketi İle Beraber- Değişen Sunumu ve Bu Sunumun Gündelik Hayattaki Karşılığı

—–
VIII. OTURUM : Dijital Aktivizm – Fener Salonu
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Aslı Tunç (İstanbul Bilgi Üniversitesi)

Aslı Telli Aydemir; Yeni Medya Okuryazarlığında Güncel Durum: Demokratik Kapasite Gelişimi Olanağı Üzerine Bir Değerlendirme

Gamze Göker; Yeni Medya Okur Yazarlığının Yeni Toplumsal Hareketler İçin Sağladığı Olanaklar ve Sınırlılıkları

Sercan Şengün; Video Oyunlarının Toplumsal ve Politik Değişim Potansiyellerini Okumak Amacı ile Farklı Bir Sınıflandırma Önerisi

Yasemin Başaran Doğan; Dijital Hümanitarizm ve Sosyal Medya: Sosyal Medyanın Gelişen Hümanitarizm Hareketleri Üzerindeki Etkisi

Zeynep Zelan; Castells’in Ağ Toplumu Kuramı Bağlamında Toplumsal Hareketler ve Yeni Medya Okuryazarlığı

Zuhal Akmeşe, Kemal Deniz; Dijital Aktivizm Olarak Video Aktivizm: Redhack Belgeselleri

———————-      14:30-16:00
IX. OTURUM : Kullanıcı Türevli İçerik – Cibali Salonu
Oturum Başkanı: Yrd. Doç. Dr. Sedat Özel (Kocaeli Üniversitesi)

Ali Yıldırım; Yeni Medyanın Okur-Yazar Kitlesi Olarak Blogger’lar ve Blog Yayıncılığı Üzerine Bir İnceleme

Arda Umut Saygın; Bir Yurttaş Gazeteciliği Aracı Olarak Vine

Banu Küçüksaraç; Yeni Medya Okuryazarlığı Bağlamında Muhafazakâr ve Modern Yaşam Tarzı Blogları Üzerine Bir İnceleme

Dilara Tekrin; Kolektif Bir Kahkaha: İnternet Meme’leri

Nihan Gider Işıkman; Geleneksel Belgesel Anlatısından Yeni Medya Belgesellerine Gerçeğin Peşinde

——
X. OTURUM :  Süreç ve Mekanizmalar – Fener Salonu
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Asker Kartarı (Kadir Has Üniversitesi)

Ali Karatay, Ayşe Karatay; Sanat Eğitiminde Yeni Yaklaşımlar: Kitlesel Açık Çevrimiçi Dersler (KAÇD-MOOC)

Çiğdem Bozdağ; Çevrimiçi Uluslararası Okul Projeleri ve Medya Okuryazarlığı

H. Buluthan Çetintaş; Sayısal Uçurumun Aşılmasında Yeni Medya Okuryazarlığı

İdil Sayımer, Fatma Nur Şen; Okullarda Siber Zorbalığın Önlenmesinde Yeni Medya Okur Yazarlığı Eğitiminin Önemi; Medya Okur Yazarlığı Müfredatı İçin Öneriler

—————-
16.30-17.30 :  Sonuç ve Değerlendirme – Cibali Salonu
============================  Atölyeler

Sınırlı sayıda  yer vardır. atolye@yanimedya.org.tr ile  temasa geciniz.
http://yenimedya.org.tr/content/at%C3%B6lyeler

26 Şubat Perşembe
Internet of  Things: A. Sabancı, Alternatif Bilişim  , 11:30-13:30 Haliç Salonu

Veri Gazeteciliği, Pınar Dağ ve Berkin Akkocaoğlu; Dağ Medya; 14:00-17:00, Haliç Salonu

—–  27 Şubat Cuma —-
CryptoParty,Barış Büyükakyol ve O. Murat Yılmaz, Alternatif Bilişim, 10:00-13:00, Haliç

Dijital Gözetime Dijital Yansıtma, Yrd. Doç. Dr. Burcu Şimşek,Hacettepe Ü. 13:30-15:00 Haliç Salonu

Dalgalar: Yeni Medya Sanatları mı?,  Dr. Ebru Yetişkin,İTÜ, 14:00-16:00, D-118 Salonu

Dijital Çağda Doğrulama Atölyesi, Mehmet Atakan Foça, Gazeteci, 15:30-17:30, Haliç Salonu

http://www.yenimedya.org.tr


“Halkın, kayıt, kanıt ve haber hakkı” Panel/Forum

Şubat 17, 2015

Halkın “kayıt ve kanıt hakkı” sınırlanamaz.
Dünyanın bütün devletleri, hepimizi ve her şeyi sınırsızca gözetler, kayda geçer, fişler ve kendi suçlamalarına kanıt oluştururken, kendi suçlarını bazen kendi koydukları ve yine kendilerince delinen yasalarla, bazen de yarattıkları kural tanımaz müdahalelerle görünmez kılarlar. Bundan da kaçınamamışlarsa bu sefer cezasız kılmak için her şeyi yapar ve hepimize her türlü muamelede bulunma hakkını kedilerinde görürler. İster kendimize gazeteci diyelim, ister muhalif medya; ister vatandaş habercisi, video/eylemci, belgeselci veya bir insan hakları gözlemcisi fark etmiyor; ister eylemlerde çekim yaparken boynumuzda bir kimlik kartı sallansın, ister sallanmasın, keyfi uygulamalar hiçbirimizi es geçmiyor.


Hepimiz tehdit altındayız.
Çektiğimiz görüntüler, yaptığımız kayıtlar hukuken devletin suçlarını mahkum etmeye yetmezse de en azından işlenen suçları kamuoyuna deşifre ediyor, yaşananları görünür/bilinir kılıyor. Yaptığımız şey, adaletin asıl diyarında, yani halkın vicdanında önemlidir, bu yüzden de vazgeçilmezdir. Ancak onlar bize sınır koymaya çalışıyorlar. Bizlerin çekim yapma, haber yapma, kayıt altına alma, belgeleme hakkını elimizden almak istiyorlar. Biz ise kabul etmiyoruz ve bir araya geliyoruz. Eylemciler ve video/eylemciler, vatandaş habercileri ve haberciler; hukukçular ve akademisyenler olarak “Kayıt ve kanıt hakkı”nı savunmak, haklarımızın sınırlarını meşruiyet odaklı olarak vurgulamak için buluşuyoruz.
Devletin halkı değil, halkın devleti izlemesinin, denetlemesinin etik sınırsızlığı sınırımızdır.
Yasal ve meşru olan arasındaki büyük fark özgürlük alanımızdır. Gelin bunları ve daha fazlasını birlikte tartışalım ve kolektif bir çabayla ortak bir tutum geliştirelim.

“Halkın, kayıt, kanıt ve haber hakkı” Panel/Forum
Tarih:28 Şubat 2015 13:30
Yer: Tüm Bel-Sen (Sümer 2 Sokak No: 29 Kat 3 Kızılay Ankara)
Konuşmacılar:
Ruhat Sena Akşener (Uluslararası Af Örgütü)
Av. Gülşah Deniz (Bilişim Hukuku)
Av. Rıza Yalçın Koçak (ÇHD Ankara)
Gökhan Biçici (Dokuz8)
Oktay İnce (Seyri Sokak)


New Media Studies 2nd National Conference to gather in İstanbul on 26-27th of February

Şubat 16, 2015

The second gathering of the New Media Studies Conference, first national and refereed conference, will be held in İstanbul in 26-27 February. This year, the organisers of the Conference are Alternatif Bilişim Foundation and Kadir Has University.

The theme of the conference which this year is hosted by Kadir Has University is “New Media Literacy”. Besides the opportunities the new media will offer users, the conference also includes topics such as the growing threat of surveillance, commercialization and censorship as main discussion topics. “New Media Literacy” will be discussed in relation to the threats and opportunities it poses for the media and citizens.

On Thursday, February 26th, the Conference  will begin with opening speeches by the Kadir Has University Dean of the Faculty of Communication, Sevda Alankuş, and the President of the Alternatif Bilişim Foundation, Ali Rıza Keleş. In addition, Mustafa Akgül, faculty member of Bilkent University and President of the Internet Technologies Foundation, will join as the guest speaker.

Bringing new breath to the new media field the conference will also feature workshops which are organised around the themes such as as the interaction of the new media arts  and digital storytelling intended for the development of personal summation and digital literacy.

In the 2nd National Conference  of New Media Studies, 51 out of 90 abstracts were chosen by the Science Board, which is composed of 46 expert academics. Some of the topics that will be presented at the Conference include topics such as the different understandings  and reflections of new media literacy both in Turkey and around the world; related international projects; interdisciplineary approaches and participation; the new media use of the women; LGBTI people; Y generation, which frequently constitutes the agenda; and NGOs.

The following questions will be also discussed at the Conference: Can a social media phenomenon be an opinion leader? Does social media help people to participate in politics? Who has our personal data and why? How secure are we?

The Congress to be live streamed online

The Congress is free to particitpate, and will also be broadcasted online via URL:

http://pozitiftv.com/khas/

Program details can be found on   http://www.yenimedya.org.tr/.

For more information about the workshops, visit http://yenimedya.org.tr/content/at%C3%B6lyeler

The Science Board list may be found  on  http://www.yenimedya.org.tr/content/bilim-kurulu-0


“Nefret”le ilgili sorun – Liz Kelly

Şubat 15, 2015

‘Ne nefret ne de mizojini kadınlara yönelik tüm şiddeti anlamak için yeterli açıklamayı veya teorik çerçeveyi sunuyor; özellikle de ırk/etnisite, yaş, engellilik ve cinsiyet ile kesişimleri incelediğimiz zaman.’


Yeni Medya Çalışmaları 2. Ulusal Kongresi 26-27 Şubat 2015 tarihlerinde İstanbul’da toplanıyor.

Şubat 13, 2015

Türkiye’de ulusal ve hakemli olmasıyla bir ilk olma özelliği taşıyan Yeni Medya Çalışmaları Kongresi’nin ikincisi, Şubat ayında İstanbul’da toplanıyor. Kongre bu yıl, Alternatif Bilişim Derneği ve Kadir Has Üniversitesi tarafından düzenleniyor.

Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi ev sahipliğinde gerçekleşecek kongrenin teması ise “Yeni Medya Okuryazarlığı” olarak belirlendi. Yeni medyanın katılımcı olanaklarının yanı sıra yurttaşları artan düzeyde tehdit eden gözetim, ticarileşme ve sansür, kongrenin temel tartışma başlıkları arasında. “Yeni Medya Okuryazarlığı” ise tehditler ve olanaklar arasında medyanın ve yurttaşların kaderini tayin edecek kilit kavramlardan biri olarak ele alınacak.

26 Şubat Perşembe günü Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Sevda Alankuş ve Alternatif Bilişim Derneği Başkanı Ali Rıza Keleş’in konuşmaları ile açacağı kongrenin davetli konuşmacısı ise Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi ve İnternet Teknolojileri Derneği Başkanı Mustafa Akgül olacak. Kongrede oturumlara paralel olarak katılımcılık boyutuyla öne çıkan, bireysel birikim ve dijital okuryazarlıkları geliştirmeye yönelik, yeni medya sanatlarında etkileşim ve dijital hikaye anlatıcılığı gibi alana yepyeni soluk getiren nitelikte atölyeler de gerçekleşecek.[1]

Yeni Medya Çalışmaları 2. Ulusal Kongresi’nde 90 bildiri arasından, alanında uzman 46 akademisyenden oluşan Bilim Kurulu[2] tarafından seçilen 51 bildiri sunulacak. Kongrede sunulacak 71 yazara ait 51 bildiride Türkiye’de ve dünyada yeni medya okuryazarlığı kavramının farklı algıları ve yansımaları, ilgili uluslararası projeler, disiplinlerarası yaklaşımlar ve katılımcılık, kadınların, LGBTİ bireylerin, bir dönem sık sık gündeme gelen Y Kuşağı’nın, sivil toplum örgütlerinin, siyasi partilerin yeni medya kullanım pratikleri tartışılacak. Fenomenler kanaat önderi olabilir mi, Türkiye’de sosyal medya siyasi hayata katılım sağlıyor mu, kişisel verilerimiz kimlerin elinde, ne için kullanılıyor ve ne kadar güvende gibi soruların da yanıtı aranacak.

KONGRE CANLI YAYINLANACAK

Kongre pozitiftv.com/khas/  adresi üzerinden yayınlanacak. Katılımın ücretsiz olduğu kongrenin programına http://www.yenimedya.org.tr/ adresinden erişilebilir.

[1]               Atölyeler hakkında ayrıntılı bilgiye http://yenimedya.org.tr/content/at%C3%B6lyeler adresinden erişilebilir.

[2]              1Bilim Kurulu listesine http://www.yenimedya.org.tr/content/bilim-kurulu-0 adresinden erişilebilir.


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 217 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: